Albert Einstein Hayatı ve Bilime Katkıları

AlbertEinstein1879 yılında doğan Albert Einstein Almanya’daki okulların sıkı disiplininden ve Alman sisteminin militarist olmasından mutsuz olarak 16 yaşında İsviçre’ye gitti. Eğitimini orada tamamlayan Einstein İsviçre patent bürosunda işe başladı. 1905’den itibaren modern fiziğin gidişatını değiştirecek 3 Makale yayımladı.Foto Elektrik olay hakkında olan ilk makale ışığın parçacık ve dalga özelliği gösteren ikili bir karakteri olduğu hakkındaydı. İkinci makalenin konu su ise Brown hareketi olarak bilinen akışkanlardaki taneciklerin hareketi üzerineydi. Bu makale kuşku duyanları ikna ederek kuram ve deney arasında sağlam bağ kurulmasını sağladı. Üçüncü makale ise özel görelilik kuramı hakkındaydı.

Albert Einstein’ın Avrupa yılları
Fizik dünyasının çoğu Einstein’ı kuşkuyla karşılamasına rağmen Einstein’ın en beklenmedik sonuçları bile kısa sürede doğrulandı. Einstein 1913’de Berlin’de çalışm Aya başladı. Bu dönemde kütle çekimi kuramını iki yüzyıl önce Newton’un bıraktığı noktadan alarak 1916’da genel görelilik kuramı olarak ort aya koydu. Genel göreliliğin ortaya koyduğu uzay- zaman bükülmesi gibi bütün sonuçlar daha sonraki yıllarda yapılan deneylerle doğrulandı. Daha sonra kuram Evrenin genişlemesinin bulunmasıyla da uyum sağladı.
Albert Einstein A.B.D’de Kızılderili bölgesini ziyarette

Einstein’ın 1917’de ortaya attığı ışınımın uyarılmayla yayımlanması fikri kırk yıl sonra lazerin bulunmasıyla sonuçlandı. 1920’lerde gelişen kuantum mekaniğinden rahatsız olan Einstein klasik belirlenimci görüş yerine olasılıkçı görüşü kabul etmedi. Kuantum mekaniğine karşı “Tanrı zar atmaz” diyen Einstein ilk defa yanılmış oldu.Medyanın peşinde olduğu Albert Einstein

Bütün dünya çapında büyük bir üne kavuşan Einstein Nazi iktidarıyla birlikte 1933’te Almanya’yı terk etti. Hayatının gerisini A.B.D’de geçirdi. Einstein hayatının son yıllarını kütle çekimi ile elektro-magnetik kuramı birleştirecek olan kuramı aramakla geçirdi, ama bunda başarısız oldu. Halen bu Problem çözüm beklemektedir. Einstein 1955’te Princeton’da hayata gözlerini yumdu. Time dergisinin yaptığı ankette 20. yüz yılın en büyük kişisi seçildi.
İnsanlık Tarihinin en yaratıcımzekâlarından oduğu daha sağlığında kabul edilen Alman asıllı ABD’li fizikçi. 20. Yüzyılın başlarında geliştirdiği kuramlarıyla ilk kez kütle ile enerjinin eşdeğerliliğini kanıtlamış, ayrıca uzay, zaman ve kütleçekimi üzerine tümüyle yeni düşünme yolları önermiştir. Özellikle görelilik ve kütle çekimi kuramları, Newtondan sonra fizik alanında yeni bir çığır açmış, bilimsel ve felsefi araştırmaları baştan aşağı değiştirmiştir. 1921’de Nobel Fizik Ödülü’nü almıştır.

Bilime Katkıları
Einstein’ın 1905’te Annalen der Physic’te yayımladığı “ Über die von der molekularkinetinhen Theorie der Wärme geforderte Bewegung von in ruhenden Flüssigkeiten suspendierten Teilchen” ( Durağan bir Sıvı içindeki asıltı parçacıklarının moleküler kinetik kuramı çerçevesindeki hareketleri üzerine ) başlıklı makalesi Brown hareketi üzerineydi. 1827’de İskoçyalı Robert Brown, su içinde asılı haldeki çiçektozlarını mikroskop altında incelemiş ve sıvının durgun olmasına karşın çiçektozlarının sürekli ve rastgele biçimde devindiğini gözlemişti. 1879’da ise İngiliz kimyacı Sir William Ramsay, bu hareketlerin, sıvı moleküllerinin bombardımanından kaynaklandığını ileir sürmüştü. Einstein, istatistiksel yöntemle gerçekleştirdiği çalışmalarının soncunda Brown hareketi yapan bir parçacığın katedeceği uzaklığın, bu aradaki zamanın kareköküyle ters orantılı olduğunu belirledi ve birim hacimdeki sıvı moleküllerinin sayısının hesaplanabileceğini gösterdi.

Einstein’ın kuvantum fiziği alanındaki ilk ö nemli çalışması ise, foto elektrik etkiyi incelediği ve 1905’te Annalen der Physic’te yayımladığı “ Über einen die Erzeugung und Verwandlung des Lichtes betreffenden heuristischen Gesichtspunkt” ( Işığın oluşumu ve dönüşümü üzerine bir görüş ) başlıklı makalesidir. Kara cisim aşınması üzerine çalışan Alman fizikçi Max Planck, enerjinin süreksiz olduğu varsayımını ortaya atmış, ve atomlar arasındaki enerji alışverişinin, ışımanın frekansıyla Doğru orantılı olarak ve kuvantum adını verdiği enerji paketleri biçiminde gerçekleştiğini öne sürmüştü. Einstein ise ışığın dalga ve parçacık özelliğindeki ikili yapısını vurgulayarak, bu kesikli enerji alışverişinin, ışığın maddeyle etkileşime girdiği her durumda geçerli olduğunu savundu. Fotoelektrik olayında, üzerine ışık düşen bazı cisimleri n elektron salması olgusunu da, daha sonraları foton olarak adlandırılan bu ışık enerjisi kuvantumlarıyla açıkladı.

Einstein’ın gene 1905’te yayımladığı özel görelilik kuramına ilişkin “ Zur Elektrodynamik bewegter Körper” ( Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği) adlı makalesi, elektro magnetik olguları açıklayan Maxwell yasalarına yeni bir bakış açısı getiriyordu. 19. Yüzyılın sonlarında ışığın elektromagnetik bir dalga özelliği taşıdığı ve uzaydaki hızının da saniyede yaklaşık 300,000 km olduğu görüşü ağırlık kazanmıştı. Bu dalgaların boşlukta ilerleyebilmesini sağlayan ve madde dışındaki tüm boşluğu dolduran “esir” ya da “eter” adlı ağırlıksız esnek bir ortamın da var olduğu kabul ediliyordu. Ama, esirin varlığını kanıtlamak için yapılan tüm de Neyler ve yeni varsayımlara dayalı olarak gerçekleştirilen tüm deneyler olumsuz sonuç veriyordu. Einstein, fizikte Devrim yapan makalesinde iki nokta arasında yol alan ışığın hızının nasıl belirleneceği sorunundan yola çıktı. Bu amaca yönelik olarak postula niteliğinde iki temel ilke geliştirdi. Bunlardan birincisine göre, Mekanik denklemlerin geçerli olduğu her başvuru sisteminde, elektrodinamik ve optik için de ayni yasalar geçerliydi. Öteki ilke ise, ışığın, kendisini yayan cismin hareketinden bağımsız olarak boşlukta her zaman aynı hızla yol aldığı niteliğindeydi. Bu ilkelerden de, birbirine göre hareket halinde olan iki gözlemcinin, hızları sabi tse, iki ayrı yerde gerçekleşen iki olay arasındaki süreyi aynı biçimde değerlendiremeyecekleri sonucunu çıkardı. Gözlemcilerden biri, bu iki ol ayı aynı anda yani eş zamanlı olarak gördüğünde, ötekinin olayları belirli bir zaman aralığıyla gözlemesi gerekiyordu. Eşzamanların göreliliği denilen bu olgunun nedeni, olayların gerçekleştiğine ilişkin en hızlı belirti olan ışığın hızının, her iki gözlemci içinde aynı ve sonlu olmasıydı.

Einstein’ın gene 1905’te Annalen der Physic’de yayımlanan “Ist die Trägheit eines Körpers vonsei Nem Energieinhalt aphängig?” ( Bir Cismin Eylemsizliği Enerji İçeriğine Bağlı mıdır? ) başlıklı makalesi, özel görelilik kuramına düştüğü matematiksel bir dipnoy özelliği taşıyordu. Bu yazısında, bir cismin kütlesi ile enerjisinin eşdeğerli olduğunu ve bu enerjinin (E) cismin kütlesi (m) ile ışık hızını (c) karesinin çarpımına (E=m.c²) eşit olduğunu belirtiyordu. Buna göre bir cismin hızı arttıkça kütlesinin artmasının nedeni, o cismin kazandığı kinetik enerji idi. Her enerjinin bir kütlesi vardı ve kütle ya da madde bir enerji biçimiydi. Bu nedenle de kütle ve enerji, aynı şeyin iki değişik biçimde ortaya çıkışını simgeleyen eşdeğerli iki kavramdı.

Einstein’ın özel görelilik kuramı, deneyle ve gözlemle saptanmamış ve yalnızca amaca uygun olarak geliştirilen, mutlak uzay, mutlak zaman esir ve eşzamanlılık gibi kavramların fizikten çıkartılmasına yol açmıştı. Özel görelilik kuramıyla varılan uzunluk kısalması, saat yavaşlaması ve kütle artması gibi sonuçlar, önce sağ duyuya aykırı bulunduysasda, daha sonraki araştırmalar bu kuramın geçerliliğini kanıtladı.

Einstein 1907 ve 1911’de özgül ısılar üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarla, bir kıtadaki tüm moleküllerin özdeş frekansla titreşim yaptığını ve bu titreşimlerin kuvantumlu olduğunu varsayarak, düşük sıcaklıklarda özgül ısının sıcaklıkla nasıl değiştiğini açıkladı. 1912’de ise, ışık indüklenen bir kimyasal tepkimede yer alan her molekülün, tepkimeye yol açan ışınımdan bir kuvantum soğurduğunu belirledi.

Einstein, çalışmalarının asıl ağırlığını, görelilik kuramını daha genel bir çerçeveye yerleştirme çabası üzerinde yoğunlaştırmıştı. Bu amaca yönelik olarak, gözlemcilerin birbirlerine göre sabit değil, değişen hızlarda yani ivmekli olarak hareket ettikleri durumda ortaya çıkan olayları araştırmaya girişti ve elde ettiği kuramsal bulguları 1916’da, Annalen der Physic’te “Die Gurundlagen der allgemeinen Relativitätstheorie” (Genel Görelilik Kuramının Temelleri) başlıklı makalesinde yayımladı. Bu kurama göre, uzaydaki herhangi bir noktada kütle çekimi ile hızlanma hareketinin etkileri eşdeğerdir ve birbirinden ayırt edilmez. Bu postula, kütle çekiminin bir kuvvet değil, uzay-zaman süreyinde, bir kütlenin etkisiyle oluşan eğrilmiş bir alan olduğunu öngörür. Bu nedenle, büyük kütleler in yakınından geçen kuvantumlu ışık ışınlarının doğrultusunda bir sapma ortaya çıkar. Genel görelilik kuramı yalnız Newton’un fiziğinden değil eukleidesçi geometriden de kopuşu simgeliyordu ve dört boyutlu uzay-zaman yerine “eğri” bir uzay-zaman tanımı getiriyordu. Einstein’ın yeni denklemleriyle, merkür gezegeninin günberi noktasında ortaya çıkan şaşırtıcı düzensizlikleri ve daha güçlü kütle çekimi alanlarında bulunan yıldızların, tayfın kırmızı ucuna daha yakın ışık yaymalarının nedenini açıklamak olanaklı duruma geldi.

Einstein, genel görelilik kuramını everenin bütününe uygulayarak sonlu ve sınırsız bir Evren modeli kurdu ve bunun matematiksel yapısını geliştirdi. Ama 1929’da ABD astrononom Edwin Powell Hubbule, gerçekleştirdiği gözlemlerle, uzak gök Adaların ışığının kırmızıya kaydığını, buradan kalkarak da bunların Yer’den uzaklaştığını ortaya koydu. Böylece, genişleyen evren modeli Einstein’ın durağan modelini geçersiz kıldı.

Einstein, yaşamının sonuna değin elektromagnetik alan ile kütle çekimi alanını bir tek denklemler kümesinde birleştirerek bir birleşik alan kuramı geliştirmeye çalıştıysada, bunda başarılı olamadı.

Einstein, gençlik yıllarında Avusturyalı fizikçi ve filozof Ernst Mach’ın etkisindee kalmıştır. Fiziğin matefizikten arındırılması gerektiğine, doğanın anlaşılabilir olduğuna, rastlantısal olguların daha derin ve kapsayıcı kurumlar çerçevesinde belirlenimci (determinist) yorumlarla açıklanabileceğine inanıyordu. 1925’e değin kuvantum mekaniğinin en yaratıcı sonuçlarını ortaya çıkaran kendisi olduğu halde, özellikle Heisenberg’in belirsizlik ilkesini öne sürmesinden sonra bu alandaki gelişmelere karşıt bir tutum içine girdi. Schrödinger’in dalga denkleminin neyi temsil ettiği üzerine Bohr, Heisenberg, Born gibi bilginlerle yaptığı tartışmalar bir uzlaşmayla sonuçlanmadı ve Einstein yeni akımın dışında yalnız kalarak kendi çalışmalarını yürüttü. Bu tartışmalarından birinde şöyle yazmıştı: “ Bilimden beklediklerimiz açısından birbirimize karşıt kutuplarda toplandık. Siz (Bohr), zar atan bir tanrıya, bense gerçek nesneler olarak var olan şeyler dünyasındaki yetkin yasalara inanıyorum”…

Einstein’ın 1905’te Annalen der Physic’te yayınladığı beş makalesinin dışındaki başlıca yapıtları, gene ayni dergide yayımlanan “Zur Theorie der Brownischen Bewegung” (1906; Brown Hareketi Kuramı Üzerine),”Zur Theorie der Lichterzeugung und Lichtabsorption” (1906; Işık Salımı ve Soğurumu Kuramı Üzerine), “Plancksche Theorie der Strahlung und die Theorie der spezifischen Wärme” (1907; Işınımın Planck Kuramı ve Özgül Isı Kuramı),”Grundlagen der allgemeinen Relativitätstheorie” (1916;Genel Görelilik Kuramının Temelleri) ile Zeitschrift für Mathematik und Pyhysic’te ( matematik ve Fizik Kuramı) yayımlanan “Entwurf einer verallegemeinerten Relativitätstheorie und einer Theorie der Gravitation” (1913; Bir Kütle Çekimi Kuramı ve Genelleştirilmiş Görelilik Kuramına Bir Gönderme ),Hysikalische Zeitscerift’te “Quantentheorie der Strahlung” (1917; Işınımın Kuantum Kuramı), Sitzungsberichte der Preussischen Akademie der Wissenschaften’de (Prusya Bilimler Akademisi Oturum Tutanakları), “Quantentheorie des einatomigel idealen Gases” tir. ( 1924; Tek Atomlu İdeal Gazların Kuvantum Kuramı ). Ayrıca relativity, the Special and the General Theory : A Popular Exposition ( 1920; İzafiyet Teorisi, 1976) ve L. Infield ile birlikte The Evolution of Physics ( 1938; Fiziğin Evrimi, 1972) adlı yaptlarını yayımlamıştır.

Princeton üniversitesi firestone kütüphanesi eski kuratörlerinden johanna fantova, einstein’a hayatinin son yillarinda onunla bir gönül iliskisi yasamisti. fantova’nin einstein’in hayatinin detaylarini aktardigi 62 sayfa, kütüphane görevlileri tarafindan subat ayinda tozlu raflara saklanmis olarak bulundu. almanca kaleme alinan günlükte fantova, yasaminin son demlerini yasayan einstein’in kendisine yazdigi ask siirlerini, hastaligina karsi gösterdigi tepkileri, ölüme ve hayata dair duygularini ve bilimsel tefekkürlerini kagida aktardi. eintein 1955’te 76 yasinda, fantova ise 1980’de 80 yasinda ölmüstü.

einstein’in el yazmalarini yayimlayan princeton üniversitesi eski editörlerinden alice calaprice, günlügün einstein’a yakin bir kimse tarafindan yazilmis tek ve en mahrem belge oldugunu, dahinin günlük yasamina ait detaylari tasidigini belirtti. fantova’nin günlügü gelecek Ay kütüphanenin dergisi the princeton university library journal’da yayimlanacak.

sans eseri kesfedildi
einstein ile fantova arasindaki gönül iliskisi princeton çevrelerinde biliniyordu. bilim adaminin kaleme aldigi tüm yazilari toplamaya çalisan editörler, fantova’nin kütüphanedeki özel dolabini açarak, eintein’in kendisine yazmis oldugu ask mektuplarini arastirirken, günlüge rastladilar. fantova’nin resmettigi einstein, bilim kitaplarinin aksine oldukça olagan, hatta kusurlu bir kisilik olarak göze çarpiyor. günlükteki ilginç satirlardan biri de einstein’in kendini ziyarete gelenlere sürekli agriyan kemiklerinden yana dert yanmasi.

einstein ile fantova sik sik yazlik evlerini bulundugu caputh’da yelkenliyle gezerlerdi.

agrilarindan sikayetçi einstein
princeton üniversitesi matematik profesörlerinden ve günlügü ilk okuyanlardan dr. freeman dyson, günlük sayfalarindanki einstein’in bilindik ikna gücünden uzak, yasliligin üzerinde yarattigi yikim ve katlanmaz acilardan müsdarip yasli bir kimse olarak okucuyu sasirttigini söyledi. kendini zinde hissetmediginden sürekli olarak yakinan yasli eintein, unutkanliktan ve kapisini asindiran misafirlerinden de sikayet ediyor. dyson’un okuduguna göre, günlük çogu zaman kendinden fotograf isteyen misafirlerini yatakta hasta oldugunu söyleyerek geri çevirdigini yaziyor.

“nazi” heisenberg
einstein’in bilinen unutkanligi ve kendi içine kapanik imajinin tersine, fantova sevgilisi albert’i politikaya ve günlük olaylara merakli bir kisilik olarak sunuyor.
kuantum mekanigi’nin kuramcisi werner heisenberg.
fantova, einstein’in kendisine haberleri izlemesi yönünde baski yaptigini hatirliyor. günlük, kuantum mekaniginin kuramcisi werner heisenberg için einstein’in, ikinci dünya savasi’nda atom bombasina verdigi bilimsel destekten ötürü, “koca nazi” diye bahsettigini yaziyor.
fantova ayrica, einstein’in soguk savas döneminde Nükleer silahlanma yarisindan ciddi olarak çekindigini ve abd’de 50’li yillarda basgösteren kömünist düsmanligini da endise ile izledigini dile getiriyor. günlük, einstein’in komünistleri vatan haini ilan ederek, sicil tutulmasini isteyen senatör mccarthy’yi fransiz devrimi’ndeki basibos elesbaslarina benzeterek, “kim kimi önce asarsa kazanir yarasina girdik” sözünü not düsüyor.

fislenme korkusu
son yillarinda einstein’i endiselendinen konulardan biri de yakin dostu ve abd’nin atom bombasinin mimari robert oppenheimer’in akibetiydi, zira oppenheimer herkesçe bilinen solcu politik tavrindan dolayi sürekli saldirilara ugruyordu. benzer bir sekilde de, einstein sovyetler birligi tarafindan kendisine verilen bir baris ödülünü, “bana bolsevik derler” korku suyla reddetmisti.

nazi almanyasi’ndan kaçis
1919 yilinda ingiliz astronomlar bir tutulma sirasinda, uzaktaki yildizlarin isiklarinin günes tarafindan büküldügünü gözlemlediginde, isigin bükülmesini öngören ve maddelerarasi çekimin uzay-zamani büktügünü iddia eden einstein’in izafiyet teorisi dogrulanmis oldu. bilinen diger tüm teoriler çöpe atilmis ve dünya tersine dönmüstü.

1933’te naziler almanya’da iktidari ele geçirince, yahudi profesörleri üniversiteden emekli edilmisti, einstein belki de bir yahudi olarak basina gelecekleri önceden sezmis gibi, karisi elsa, kizi margot ve sekreteri helen dukas ile birlikte abd’de kendisine yeni kurulmus olan institute for advanced study’de is öneren princeton üniversitesi’nin yolunu tuttu.

1936 yilinda ölen elsa, einstein’in hayatindaki tek kadin degildi.

abd’de kurulan yeni yasamlar
çek cumhuriyeti’nde 1901’de johanna bobasch olarak dünyaya gelen fantova ile einstein, ilk olarak 1929 yilinda berlin’de tanisirlar. fantova’nin yeteneklerine güvenen einstein, ona binlerce sayfayi bulan el yazmalarini düzenleme görevini verecektir.

einstein’in ardindan johanna fantova da 1939 yilinda nazi isgalindeki prag’tan abd’ye göçer ve einstein’in kapisini çalar. einstein’in tavsiyesiyle university of north carolina’da kütüphanecilik okur, daha sonra da princeton üniversitesi firestone kütüphanesi’nde harita kuratörü olarak ise baslar.

nostaljik birliktelik
70’lerindeki einstein ile 50’lerindeki fantova arasindaki gönül iliskisinin baslangici 1940’li yillarin sonlarina rastlar.
einstein’in 1948 karsh imzali fotografi.
ortak dostlari ve einstein’in yemek sofrasinin degismez ziyaretçilerinden gillett g. griffin bu iliskiyi, “abd’de kendini hiç bir zaman evinde hissetmeyen ve sürekli savas öncesi almanya’yi özleyen einstein için fantova, avrupa’dan, eski kitadan degerli bir parça gibiydi” seklinde özetliyor. gerçekten de, princeton çevrelerinde fantova’nin sevgilisine her gece alman yazar goethe’den parçalar okumasi einstein’in çok hosuna gittigi bilinirdi.

‘beynimin çati kati’
1955 yilinda einstein’in ölümünden sonra fantova, einstein’in mektup ve siirlerini griffin’e verdi, griffin ise bu degerli eserleri kütüphaneye bagisladi. 1996 yilina kadar kapali kalan mektuplar, eistein’in el yazmalarinin telif haklarini elinde bulunduran ibrani üniversitesi’nin de izniyle arastirmacilara açildi.

bu mektup külliyati içinde eintein’in cilveli ve sakaci tonuyla kaleme aldigi fantova’ya adanmis ask siirleri de bulunuyor.
uzun sessizligin yordu beni.
bu siir, sana olan duygularimin
beynimin çati katinda
sapasaglam oturdugunu göstermek için,
einstein yakin dostu griffin’e, sevgilisi fantova’nin karamsar bir yapiya sahip oldugunu ve bu nedenle ona neselendirici siirler yazdigini aktarmisti. ne einstein ne de fantova’nin herhangi bir arkadasi, fantova’nin eintein ile iliskisini günlügüne aktardigini bilmiyordu. fantova önceleri günlük tutma fikrinin kendisine garip geldigini, fakat daha sonra eintein’in bilim ve düsün dünyasindaki konumunu Göz önüne alarak, dahinin agzindan çikan her sözü not etmeye basladi. her ne kadar fantova eintein’in insancil yönüne vurgu yapmak istemis olsa da, simdilerde açilan Mektuplar dünyanin en büyük bilim adamlarindan birinin psikolojisini anlamak için kullanilacak.

“unutuldum”
einstein teorilerinin bilim dünyasinda artik demode ilan edildiginden yana sitem duyuyordu. 1950’lerde fizik dünyasindaki egilim einstein’in izafiyet teorisi’nden nükleer fizige yönelmisti. günlükteki einstein meslektaslarini, “atomlari bölerek bombalar üreten ve üstüste yeni altparçaciklar kesfederek bilimsel basari arayan, kuantum mekanigi’nin sonu öngörülemeyen yollarinda kendilerini kaybetmis insanlar” olarak görüyordu.

günlük satirlarinda fantova’nin notuyla “ben tamamiyle yalniz kaldim” diyen einstein, çalismalarinin çagdas bilim adamlari tarafindan ciddiye alinmadigindan sikayetçidir: “matematikçilere sorarsan, benim için fizikçi derler, fizikçilere sorarsan matematikçi derler”

En ünlü fizikçinin kim olduğu bir kimseye sorulduğunda; cevap büyük olasılıkla Albert Einstein olacaktır. 1905’de; Einstein, fiziğe bakışımızı değiştirecek olan beş makale yayınladı. Onun modern fiziğe büyük katkısından dolayı, makalelerinin yüzüncü yılı anısına, 2005 Dünya Fizik Yılı için tema olarak “21. yüzyılda Einstein” alınması kararlaştırıldı.

Einstein içine kapanık, oyundan hoşlanmayan, geç konuşmuş (bazı rivayetlere göre 4 yaşında) bir çocuktu. Bu yalnızlık döneminin izlerini tüm yaşamı boyunca korudu. Annesi Paulin’ in isteği üzerine 6 yaşında keman dersleri almaya başladı. Klasik müzik kültürü, yaşamı boyunca onun için dinlendirici bir uğraş olacaktı.

Cep pusulasının esrarıyla soru sormaya başladı. Bir pusulanın iğnesi neden hep aynı yönde dönüyordu? 4-5 yaşlarında kendisine sorduğu bir soruydu bu. 12 yaşına geldiğinde pisagor teoremiyle tanıştı ve görünürdeki karmaşıklığa karşın bir dizi olgunun basit bir açıklaması olacağına inanmaya başladı. Liseye yazıldı. Sonra 1894′ te babasının işi bozuldu ve aile, İtalya’ nın Milano kentine göç etti.

Einstein da Bir zamanlar Üniversite Sınavını Kazanamamıştı!

Einstein, bir delikanlı olarak pek az zeka umudu verdi. Bir öğretmeni “sen asla bir şey olamayacaksın Eistein” sözleri üzerine katı bir disiplini ve skolastik eğitim uygulayan Alman okul sistemini terk etti. 16 yaşında iken Zürih Teknik Üniversitesi’ne girmek istedi. Ama matematik dışındaki konularda -modern diller, Zooloji ve botanik bilgisi- eksik olduğu için üniversiteye alınmadı. Ancak o yılmadı. Bir liseye devam etti, lise diploması aldı, 1896′ da Zürih Teknik Üniversitesi’ nin fizik ve matematik öğretmeni yetiştiren bölümüne kaydolmayı başardı .

Zürih Teknik Üniversitesi, onun düşüncelerini şekillendirdi. Öğrenime başladığı zaman büyük matematikçi Hermann Minkowski ile karşılaştı. Her bilim adamının iyi bir öğretmen olduğu söylenemez. Einstein, Minkowski’ nin derslerini pek ilgi çekici bulmadı; ama kuramlarının matematiksel formülasyonunda Minkowski, ona esin kaynağı oldu. Doğru su, Minkowski de o zamanlar Einstein’i sevmiy ordu, çünkü ona “tembel köpek” diyordu.

Einstein, Teknik Üniversiteden 1900′ de mezun oldu; İsviçre vatandaşlığına geçti; kısa bir süre öğretmenlik yaptı. Disipline karşı tutumu yüzünden öğrencilerin tarafından çok sevilen, fakat başarısız bir öğretmendi. Einstein Halya’da bir tatilden sonra, eğitimini İsviçre Federal Politeknik Okulu’nda 1901’de tamamladı; çok az derse girdiği halde, bir arkadaşının tuttuğu mükemmel ders notları sayesinde kursları geçmeyi başardı. Einstein akademik bir görev bulamayınca, 1902′ de İsviçre’ nin Bern kentindeki patent bürosunda memur (“üçüncü sınıf teknik uzman”) olarak çalışmaya başladı. Görevi, bürodan onay almak üzere teslim edilmiş birçok icat arasından seçim yapmaktı.

1879- 14 Mart’ta Almanya‘nın Ulm kentinde doğdu.
1880- Babası Hermann Einstein elektrik malzemeleri üreten bir fabrikada iş bulduğundan Münih’e taşındılar. Yavaş gelişen, hatta konuşmayı da geç öğrenen Albert, bir katolik okulunda öğrenime başladı. Okulda durgunluk, çekingenlik ve hatta ilgisizlikten başka dikkati çeker tarafı yoktu. Orta öğrenimi de kendisi için çok olumsuz bir hava içerisinde geçti.

1888- Luitpold Lisesine başladı.

1894- Ailesi İtalya’ya giderken kendisi Almanya’da kaldı ve sıkıntıdan okulunu bitiremedi.

1895- İtalya’daki ailesine katıldı, Zürih’teki ETH sınavlarında başarısız olduğundan İsviçre’nin Aarau kentine gitti. 1896- Liseyi Zürih’in Aarau kentinde bitirdi. Zürih’teki ETH’nın (Isviçre Federal teknoloji Enstitüsü) fizik ve matematik öğretmeni yetiştiren bölümüne yazıldı.

1900 EHT’yi altı tam puan üzerinden 4.91 ortalama ile bitirmesine rağmen başvurduğu hiçbir profesör, ilgisizliği yüzünden Einstein’ı asistan olarak almayı kabul etmemişlerdi. 1901 İsviçre vatandaşı oldu. Varis ve düz taban oluşunu öne sürerek askerlik yapmayı reddettiğinden geçici olarak öğretmenlik yaptı.

1902 Üçüncü sınıf teknik uzman olarak 3500 SwFr maaşla Bern Patent Ofisinde göreve başladı. Aynı zamanda Zürihte burslu öğrenciyken gayrimeşru kızı Lieserl doğdu.

1903
6 Ocakta Mileva ile evlendi.

1904
14 Mayısta ilk oğlu Hans Albert doğdu.

1905
Einstein’nın harika yılı:
Zürih Üniversitesinde moleküler boyutluluk üzerine doktora tezi kabul edildi. Annalen der Physik dergisinde ikisi özel relativite, biri kuantum teorisi ve biri de Brownian hareketi üzerine olmak üzere 4 makalesi kabul edildi.

1906
İkinci sınıf teknik uzman kadrosuna terfi etti ve maaşı 4500 SwFr oldu.

1907
Einstein’nın “hayatımın en mutlu fikri” dediği gravitasyonel alanın ivmelenmeye eşit olduğu yani genel relativite düşüncesini geliştirdi.

1909
23 Ekimde Patent ofisinden istifa ederek Zürih Üniversitesinde doçent olarak çalışmaya başladı.

1910
28 Temmuzda ikinci oğlu Eduard doğdu.

1911
Prag’da Alman Üniversitesinde Profesör olarak çalışmaya başladı.

1912
İsviçreye Profesör olarak geri döndü.

1914
Aralarında Nernst ve Planck gibi birçok ünlü fizikçinin bulunduğu Berlin’deki Kayzer Wilhelm Bilim Kurumunda Profesör olarak çalışmaya başladı. Ayrıldığı eşi Mileva oğullarıyla birlikte Zürih’e döndü. Einstein bu yüzden bir bekar dairesinde yaşamaya başladı.

1915
Genel relativite teorisini tamamladı. Bu teori ile uzay ve zaman için eski teorileri alt üst eden yeni bir çekim anlayışı ortaya koydu. Aynı zamanda halkı “Avrupalılara” katılmaya çağıran Savaş karşıtı manifestoyu imzaladı.

1916
Birincisi gravitasyonel dalgalar ve diğeri kendiliğinden ve uyarılmış ışığın emilimini içeren 10 makale yazdı. “The Origins of the General Theory of Relativity” dergisini yayınladı. “Alman Fizik Topluluğu”nun Max Plank’tan sonraki başkanı oldu.

1917
Berlinde Kaiser-Wilhelm Enstitüsünün kurucu başkanı oldu. İkizler paradoksu üzerine makale yazdı, kozmolojik sabiti ortaya attı. Aşırı çalışması Karaciğer sorunlarına, mide ülserine ve sarılığa yol açtı. Bu hastalıklar yüzünden aylarca yatakta kaldı, bu süre boyunca ona kuzeni Elsa Einstein Löwenthal baktı.

1919
Elsa ile 2 haziranda evlendi. Mileva ile boşanma anlaşmasına alacağı Nobel Ödülünden alacağı paranın Mileva’ya verileceği şartı yazıldı. Güneş tutulmasını gözleyenler güneşin yıldızlardan gelen ışığı eğeceği öngörüsünü doğruladılar.

1921
Einstein, şöhretinin, Alman hükümetindeki yahudi karşıtı milliyetçiliğin artması ve Kudüs’teki Hebrew Üniversitesine para toplamak amacıyla Amerika’ya gitti. Aynı zamanda Uluslararası ticaret Birliği kongresine katıldı.

1922
1921 Nobel Fizik Ödülüne “Teorik fiziğe yaptığı katkılar ve özellikle fotoelektrik olayı bulduğu için” layık görüldü. Para ödülü olan 32000$ ‘ın Mileva’ya verilmesini istedi. Birleşik alanlar teorisi üzerine ilk makalesini tamamladı.

1924
Einstein Enstitüsü Potsdam’da kuruldu. Einstein, Bose-Einstein yoğunlaşmasını öngördü.

Einstein Alıntılar
John Hopkins Yayınevi tarafından Ze’ev Rosenkranz imzasıyla yayınlanan Einstein’dan Alıntılar (Einstein Scrapbook) isimli kitap, 20 yüzyılın en çok ilgi çeken bilim adamının hayata bakışını gözler önüne seriyor.

Ünlü fizikçinin sözlerinden derlenen kitap, Einsten’ın sadece parlak bir zekaya değil, alçak gönüllü ve korkusuz bir kişiliğe sahip olduğunu da gösteriyor.

3/4/2003
işte Einstein’dan bazı alıntılar:

“Özel bir yeteneğim yok. Sadece fazlasıyla meraklıyım.”

” Modern öğretim metodlarının, araştırmanın kutsal merakını boğazlamamış olması mucizeden başka bir şey değildir.”

“Ricanıza kabul edemedeğim için üzgünüm, ancak analiz edilmemiş olmanın karanlığında kalmaktan çok memnunum.” (1927 yılında kendisine psiko analiz yapılması teklif edildiğinde verdiği cevap)

“Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizemdir. Gizem, bütün gerçek sanat ve bilimin kaynağıdır.”

“İnsanoğlunun kendisi ve kaderiyle ilgilenmek, bütün teknik çabaların ana amacı olmalı. Çizelgelerinizin ve denklemlerinizin arasında bunu asla unutmayın.”

“Kör bir böcek, bir kürenin yüzeyinde sürünürken, takip ettiği yolun kavisli olduğunu farketmez. Ben bunu farkedecek kadar şanslıydım.”

“Tekrar genç bir adam olabilseydim, bir bilim adamı ya da akademisyen ya da öğretmen olmaya çaılşmazdım. Mevcut durumlar dahilinde bana daha fazla bağımsızlık vermesi ümidiyle tesisatçı ya da seyyar satıcı olmayı seçerdim.”

“Matematik konusunda çektiğiniz zorluklardan yılmayın. Sizi temin ederim benimkiler hala sizinkilerden daha büyük. (12 yaşındaki bir çocuğa mektubundan)

“Eğer Amerika’daki herkes sizin davrandığınız gibi davransaydı, bu ülke savunmasız kalırdı ve köleliğin tutsağı olurdu.” (Bir savaş karşıtına mektubundan, 1941)

“Ben kederim” (Hiroşima’nın bombalandığını duyması üzerine, 1945)

“Otoriteye karşı duyduğum küçümsemenin cezası olarak, Kader beni de bir otorite yaptı.”

Etiketler: ,

“Albert Einstein Hayatı ve Bilime Katkıları” Konuya Yorum Yapın

  1. göktan diyor ki:

    ste güzell işime cok yaradı bu siteyi tavsiye ederim baylarr :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>