Canlı Nedir

Herhangi bir Canlının tek bir hücresini düşünecek olursak, Canlı olmanın bütün gereklerini aslında bu tek bir birimsel yapı üzerinde görebiliriz.

Canlı, organize olan ve bu organize karakteri sayesinde de kendinin devamını sağlayabilendir. Kendiliğinden çeşitli kimyasal tepkimeleri gerçekleştiren, bu tepkimeler sayesinde yapı taşlarını kendisi oluşturabilen veya gerektiğinde yıkabilen, üreyebilen, içinde bulunduğu koşullardan Haber alabilen ve bunlara karşı tepkiler oluşturabilen ve, en önemlisi de, bunların hepsini yapabilmek için mutlaka enerjiye ihtiyaç duyan her şey canlıdır

Canlıların kabul gören 3 temel ayırt edici özelliği beslenme, üreme ve etraflarında olup bitenden haberdar olma (duyumsama) olarak sayılır. Bunların hepsinin temelinde ise, bir enerji gereksinimi vardır. Örneğin bazı kristallerin de kendi kendilerine büyüdükleri bilinmektedir. Ancak gelişmek, üremek ve diğer her şey için, Canlılar mutlaka enerjiye ihtiyaç duyarlar.

Çeşitli yaşamsal fonksiyonların ort Aya çıkması, Canlıların doğal yapısal özelliklerinin bir sonucudur. Örneğin beslenme, hücrenin canlı yapısının devamı ve işlevlerini yerine getirebilmesi için gerekli olarak ort aya çıkmıştır.

dünya üzerinde bulunan tüm Canlılar, dna ve/veya RNA olarak bilinen nükleik asitleri taşırlar. Bu moleküller, yeni bir neslin meydana getirilebilmesi için gerekli olan Bilgiyi depolar. Cansız varlıklarda ise, kendiliğinden çoğalma (üreme) söz konu su olmadığı için, bu tip bir Bilginin depolanma gereksinimi de yoktur.

Canlılar çevreye uyum sağlama, üreme, kalıtım gibi ortak özelliklere sahip doğal varlıklar grubunun üyesi. Canlılar, yaşam denilen ve nasıl oluştuğu hâlâ çözülemeyen gizin temel öğeleridir.

Canlıların, Ortak Özellikleri Özel bir kimyasal dizilim Hücresel dizilim Organizasyon Uyarılma Uyarıya Tepki verme Enerji kullanımı Çevreye uyum Üreme

Evrimsel uyum ve varyasyonların kalıtımı Canlıların hepsi hücrelerden oluşmuştur. Hücrenin ilkelliğine göre Prokaryotik (ilkel) ve Eukaryotik (Ökaryotik) (gelişmiş) canlılar olmak üzere ikiye ayrılırlar.

İlk zamanlar sınıflandırma şöyle yapılmıştır öncelikle bitkiler ve hayvanlar diye canlılar ikiye ayrılmaktaydı. Sonradan bakteriler gibi tek hücreli canlılar, keşfedilip ne Bitki ne hayvan özellikleri gösterdikleri farkedilince üçüncü Grup olarak tek hücreliler grubu ortaya çıktı (Haeckel 1894). Sonradan farkedilen ise bu tek hücrelilerin de prokaryotlar ve ökaryotlar olmak üzere iki çeşitli olduklarıydı. Dolayısıyla tek hücreliler grubu monera (prokaryotik) ve protista (ökaryotik) olmak üzere ikiye bölündü. En son olarak da, daha önceden Bitkiler grubunda yer alan mantarların aslında fotosentez yapamadıkları farkedildi bitki sayılamayacakları düşünülerek onlara da ayrı bir grup açıldı (Whittaker 1959) ve bugünkü sınıflandırma sistemi elde edilmiş oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>