Domuz gribi nedir
Domuz gribi nedir
iki ay kadar önce Meksika’ da başlayan ve kısa zamanda 100′ den fazla insanın ölümüne yol açan domuz gribinin Amerika, Yeni Zelanda, ispanya, israil gibi ülkelerde de görülmesi üzerine Dünya Sağlık Örgütü uluslararası kriz uyarısı yaptı.
Domuz gribinin insanlara da bulaşabildiği daha önce biliniyordu. Ancak bugüne kadar sadece çok az sayıda insan domuz gribine yakalanmıştı ve hastalık insandan insana çok zor yayılıyordu. Meksika’ dan başlayan salgının korkutucu olan yanı, evrim geçiren domuz virüslerinin domuzdan insanlara ve insanlardan başka insanlara kolay bulaşıcı özellik kazanmış olmaları. insanlar endişe içindeler. Domuz gribi nedir? Belirtileri farklı mıdır? Dünya çapında salgın ihtimali var mıdır? Tehlike ülkemiz için de geçerli midir? Bu sene yapılan grip aşısının faydası var mıdır?… gibi sorulara cevap arıyorlar. işte domuz gribi ile ilgili olarak bilmeniz gerekenler.
Domuz gribi, A tipi grip virüslerinin sebep olduğu bir solunum yolları enfeksiyonudur. Bu hastalık domuzlarda ani ateş yükselmesi, öksürük, burun ve gözlerde sulanma, hapşırma, nefes darlığı, gözlerde kızarma ve iştahsızlık gibi belirtilere yol açar. Domuz gribi virüsleri doğrudan domuzdan domuza yakın temasla veya virüslerle kirlenmiş cisimlerle bulaşır. Domuz gribinin insanlardaki belirtileri normal gripten farklı değildir. Yüksek ateş, titreme, baş ve yaygın kas-eklem ağrıları, boğaz ağrısı, iştahsızlık ve halsizlik vardır. Bazı hastalarda kusma ve ishal de görülebilir. Grip altta yatan kalp yetersizliği, astım, diyabet gibi kronik hastalığın kötüleşmesine de yol açabilir.
iNFLUENZA ViRÜSLERi
Gribe neden olan virüslere influenza virüsleri ismi verilir. Bunların A, B ve C olmak üzere üç farklı tipi vardır. Dünya çapında salgınlara ve daha ağır belirtilere yol açan A tipi virüslerdir. B tipi virüsler daha küçük salgınlara neden olurlar. C tipi virüsler ise insanlarda ciddi bir hastalık yapmazlar. A tipi virüslerin de kendi içlerinde yüzeylerinde yer alan H ve N antijenlerine göre farklı alt grupları vardır. Bunlar, bu antijenlerdeki farklılıklara göre H3N2, H5N1…şeklinde isimlendirirler. 16 farklı H ve 9 farklı N alt tipi vardır. A tipi grip virüsleri, insanlardan başka ördek, tavuk.. gibi kümes hayvanları ve kuşlarda, domuz, balina, at ve fok gibi hayvanlarda da bulunabilir. Kuşlarda A tipi virüslerin alt tiplerinin hepsinin de hastalık yapabilmelerinin mümkün olmasına karşılık, insanlarda ve diğer hayvanlarda ancak belli bazı tipler hastalık yapabilirler. insanlarda, bugüne kadar hastalık ve salgın yapmış olan A tipi virüslerin başlıcaları H3N2, H2N2, H1N1 ve H1N2′dir. H1N1 ve H3N2 tipleri domuzlarda, H7N7 ve H3N8 ise atlarda salgınlara neden olmuştur.
Belirli bir türde hastalık yapan bir virüs diğer bir türe de bulaşabilir ve onlarda da hastalık yapabilir. Mesela, 1998 yılına kadar domuzlarda sadece H1N1 tipi virüs hastalık yaparken, bu yıldan itibaren insanlarda hastalık yapan H3N2 tipi virüs domuzlara geçmiş ve onlarda da hastalık yapmaya başlamıştır.
Bugüne kadar domuzlardan 4 tür influenza A virüsü izole edilmiştir. Bunlar H1N1, H1N2, H3N2 ve H3N1′ dir. Bu son salgında izole edilen H1N1 türü bir virüstür. Domuz gribi virüsü H1N1 tüm dünya domuzlarında görülen bir virüstür. H1N1 türü klasik domuz virüsü bir domuzdan ilk defa 1930 yılında izole edilmiştir. Dünyadaki domuzların yüzde 25′ inde H1N1′ e karşı antikorlar olduğu bilinmektedir.
Bu virüsler domuzlarda tüm yıl boyunca bulunabilir, ancak salgınlar daha çok kış mevsiminde ortaya çıkar. Domuz gribi virüsleri çok bulaşıcı olmakla beraber hastalanan domuzlarda ölüm ihtimali düşüktür.
Tüm diğer grip virüsleri gibi domuz gribi virüsleri de sürekli olarak değişirler. Domuzları diğer hayvanlardan farklı kılan özellik bunların hem insan hem kuş ve hem de domuz virüsleri ile enfekte olabilmeleridir. Domuzlara farklı türlerden virüsler bulaşırsa bunların karışımından yepyeni bir virüs doğabilir.
DOMUZ ViRÜSÜ iNSANLARA NASIL BULAŞIR
Domuz virüslerinin insanlara bulaşması olağan değildir, ama domuz gribinin insanlarda seyrek de olsa hastalık yapabildiği bilinmektedir. Bunlar çoğu zaman domuz endüstrisinde çalışan işçiler gibi domuzlarla doğrudan temasları olan kişilerdir. Mesela, 1988 senesinde Wisconsin’de görülen domuz gribi salgınında virüslerin insandan insana geçtiğine dair örnekler vardır, ancak bu o zaman bir salgına dönüşmemiştir. Şu sırada Meksika’ dan başlayan domuz gribi salgının korkutucu olan tarafı, bu salgındaki virüslerin önceki domuz gribi virüslerinden farklı olarak domuzlardan insanlara ve insanlardan insanlara kolay bulaşmasıdır.
insan H1N1 virüsü ile domuz H1N1 virüsü aynı mıdır
insan ve domuz H1N1 virüsleri antijenik olarak birbirlerinden çok farklıdırlar. Bundan dolayı da grip aşılarında insan H1N1 vürüsü bulunduğu için bu aşının domuz gribine karşı koruyucu etkisi yoktur.
Nasıl teşhis edilir
influenza A virüsünün teşhisi hastaların en çok virüs saçtıkları hastalığın ilk 4-5 gününde solunum yolları salgılarında virüsün gösterilmesiyle olur. Bazı kişilerin özellikle de çocukların on günden fazla virüs yayabildikleri unutlmamalıdır.
Tedavisi var mıdır
Grip tedavisinde kullanılan başlıca dört grup ilaç vardır. Bunlar amantadine, rimantadine, oseltamivir ve zanamivir’ dir. Domuz virüslerinin çoğu bu ilaçlara hassas iseler de son salgına yol açan virüslerin yol açtığı hastalığın tedavisi ve önlenmesi için oseltamivir ve zanamivir tavsiye edilmektedir.
Domuz gribinin aşısı var mıdır
Domuz gribini önlemek için domuzlara uygulanan bir aşı vardır, ancak henüz insanlara uygulanabilecek bir dmuz gribi aşısı yoktur. Her sene yapılan standart grip aşısı domuz H3N2 türüne karşı bir miktar koruma sağlayabilir, ancak aşının domuz H1N1 türü virüse karşı koruyuculuğu hiç yoktur.
Neler yapılmalı
Grip belirtisi gösteren kişiler hemen doktora başvurmalı ve kesinlikle topluma karışmamalı. Bu kişiler öksürüken veya hapşırırken ağız ve burunlarını kağıt mendille kapamalı ve mendil daha sonra çöpe atılmalı. Eller sık sık su ve sabunla yıkanmalı. Eller göz, burun ve ağza temas ettirilmemeli.









Domuz virüsü (H1N1) Nedir, ne değildir?
İnfluenza adı altında incelenen çok sayıda virüs, gerek insanlarda gerekse hayvanlarda hastalığa sebep olmaktadır.
H1N1 tipi olan virüs, virüslere ait genlere ek olarak insana ve domuza ait genlerde içermektedir. Bu sebeple yarattığı enfeksiyon domuz gribi olarak adlandırılmıştır.
İlk olarak 1998 yılında keşfedilen bu virüs, A.B.D. ‘de 2005-2009 yılları arasında 12 kişiyi enfekte ederek hastalığa sebep olmuştur.
Bugüne kadar hafif hastalık tablosuna yol açan bu virüsün genetik yapısında meydana gelen değişiklik, hem insan hem domuz genleri içermesi, Nisan ayından itibren aynı anda birden fazla ülkede salgına yol açmıştır.
26 Nisan 2009 ’da A.B.D.’de Halk Sağlığı Acil Durumu ilan edilmiştir.
29 Nisan 2009’da Dünya Sağlık Örgütü pandemi derecesini 4 den 5 e çıkarmıştır.
7 Mayıs 2009 tarihinde yayınlanan verilere göre*, Nisan ayında tespit edilen toplamda ilk 643 hastanın bulguları incelendiğinde, hastalık 3 ayluk bebeklerde görülebildiği gibi, 81 yaşında da görülebilmektedir.
Hastaların %60’ını 18 yaşından küçükler oluşturmaktadır.
Hastaların %18 ‘i son zamanlarda Meksika’ya seyahat etmiş, %16’sı da okul kaynaklı virüsü kaptığı belirlenmiştir.
En sık olarak ateş, öksürük ve boğaz ağrısı şikayeti ile doktora başvuran hastaların dörtte birinde kusma ve ishalinde olduğu görülmüştür. Ayrıca baş ağrısı ve kas ağrısıda hastaların yakınmaları arasında olduğu görülmüştür.
Hastaların çoğu iyiyleşmiştir. Ancak 2 hasta hayatını kaybetmiş, 4 hastada da solunum yetmezliği belirlenmiş, 11 hastada da zatürre (pnömoni) tespit edilmiştir.
Bu kadar hızlı yayılan bir virüsün insandan insana geçebildiği düşünülmektedir.
Kuluçka döndemi (inkübasyon periyodu) 2 ile 7 gün arasından olan bu virüs, genellikle şikayetler ortya çıkmadan önce bulaştırıcı olmaya başlar ve bir hafta kadar devam eder.
Geniş bir klinik spektruma sahip olan bu virüs genelde ölüme sebep olmamakla birlikte, hastalığa bağlı olarak gelişen ikincil enfeksiyonlar (bakterilerin sebep olduğu zatürre gibi) nedeniyle hastanın yaşamı tehlikeye girmektedir.
Özellikle 5 yaşından küçükler, 65 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler H1N1 virüsü için risk grubunda olduğuna inanılmaktadır.
Ne yapmalı?
Son zamanlada ateş, boğaz ağrısı, öksürük gibi şikayetleriniz varsa ve tedaviye rağmen geçmiyorsa real tiem RT-PCR adı verlen tahlili yaptırabilirsiniz.
Konu ile ilgili olarak dünya sağlık örgütünün sitesinden tetkik ile ilgili teknik bilgi detarylı olarak alınabilir. http://www.who.int/csr/disease/swine…s_20090425.pdf
Tedavisinde virüslere karşı kullanılan antiviral ilaçlar, dünya sağlık örgütünün internet sitesinde mevcuttur. Bu ilaçların kullanımı mutlaka doktor kontrolü ve önerisi ile yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki uygunsuz ilaç kullanımı, ilaca dirençli virüs gelişmesine sebep olabilir.
Nasıl korunmalı?
Virüsün geçişinin öksürme ve ishal neticesinde olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple solunum yolu ve mide-bağırsak salgı ve dışkıları ile temas edilmemesi en önemli korunma yöntemidir.
Ellerin sık sık sabunla yıkanması da en önemli koruyucu önlemlerden biridir.
Konu ile ilgili ek gelişmeler Amerikan Hastalık Kontrol Dairesi’nin sitesinden takip edilmelidir.(CDC H1N1 Flu)
Kaynak *N Engl J Med 2009;361.
The New England Journal of Medicine: Research & Review Articles on Diseases & Clinical Practice
WHO | Influenza A(H1N1)
Siz de Yorum Yapın!