<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yararlibilgiler.Net</title>
	<atom:link href="http://www.yararlibilgiler.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yararlibilgiler.net</link>
	<description>Yararlı bilgiler &#124; nedir &#124; Tanımı &#124; Anlamı &#124; ile ilgili bilgiler &#124; hakkında &#124; yazılar &#124; açıklaması &#124; nasıl &#124; faydaları &#124; yararları &#124; ne demek &#124; Bilgi &#124; araştırınız &#124; Ne anlama geliyor &#124; tarihi &#124; olur &#124; yapılır &#124; Neden &#124; kim  &#124; demek &#124; Ödev &#124; Sağlık Bilgisi Rüya Tabirleri Tezler ve Bir Çok Yararlı Bilgi.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 08:16:48 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Tırnak Sorunları</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/tirnak-sorunlari-2/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/tirnak-sorunlari-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 08:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bayanlara Özel]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak kisti]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak mantarı]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak Sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14094</guid>
		<description><![CDATA[ tırnak Sorunları
Tırnağın en ö nemli fonksiyonu koruma fonksiyonudur. Tırnak problemleri oldukça sıktır. Sedef ve egzema gibi hastalıklarda, travma sonrasında,  ilaçların yan etkisi olarak ve bazı  cilt hastalıklarında tırnaklarda değişiklikler görülür.
Tırnaklarda görülen bozuklukların en sık nedeni mantar enfeksiyonu olmakla beraber,  bakteri  enfeksiyonları da tırnaklarda bozukluk yapabilir.
Sistemik hastalıklarda tırnak bozuklukları
Beau çizgileri
Genellikle travma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tırnak Sorunları</strong></p>
<p>Tırnağın en önemli fonksiyonu koruma fonksiyonudur. Tırnak problemleri oldukça sıktır. Sedef ve egzema gibi hastalıklarda, travma sonrasında, ilaçların yan etkisi olarak ve bazı cilt hastalıklarında tırnaklarda değişiklikler görülür.<br />
Tırnaklarda görülen bozuklukların en sık nedeni mantar enfeksiyonu olmakla beraber, bakteri enfeksiyonları da tırnaklarda bozukluk yapabilir.</p>
<p>Sistemik hastalıklarda tırnak bozuklukları<br />
Beau çizgileri<br />
Genellikle travma sonrası görülen, tırnak yatağındaki yatay çökmedir. Ağır beslenme bozuklukları, yüksek ateş ve bazı ilaçların alınması sonrasında görülür. Özellikle kronik egzemalarda da tırnakta yatay çizgi oluşabilir. Tırnak yatağındaki büyümenin bir süre durması bu oluklanmaya neden olur. Bu oluklanma, neden olan olaydan bir ay sonra fark edilir, kendiliğinden geriler, tırnak uzadıkça ileri doğru gider ve kaybolur.<br />
<span id="more-14094"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Onikolisis<br />
Tırnağın uç kısmının tırnak yatağından ayrılmasıdır. Sıklıkla guatr, sedef, egzema, liken gibi hastalıklar, tetrasiklin gibi antibiyotikler bu duruma neden olabilir. Bazen bu durum kalıcı olabilir.</p>
<p>Onikoreksis<br />
Bu durum yaşlılarda, romatizma, damar hastalıklarında, liken dediğimiz cilt hastalığında görülür ve genellikle  kalıcıdır.</p>
<p>Koilonişi<br />
Tırnağın kaşık şeklini alması en sık demir eksikliğine bağlı kansızlıkta görülür. Nadiren normal çocuklarda da görülebilir. Tedavi ile ya da yaş ilerledikçe düzelir.</p>
<p>Lökonişi<br />
Tırnaklarda görülen beyaz lekeler böbrek hastalıkları, siroz gibi hastalıklarda görülebileceği gibi, sağlıklı kişilerde de görülebilir.</p>
<p>Pitting<br />
Tırnaklarda minik çukurcukların görülmesi durumudur. Sedef, saçkıran ve egzemada görülebilir. Bu hastalıklar tedavi edilse bile tırnaklarda çukurcuklar kalabilir.</p>
<p>Tırnakta görülen enfeksiyonlar</p>
<p>Onikomikosis<br />
Oldukça sık görülen bir hastalıktır. Özellikle sıcak ve nemli ortamlara veya travmaya maruz kalanlarda; şeker hastalığı ve ayak mantarı olanlarda sıktır. Tırnağın şekli bozulmuş, kalınlaşmış, sarı kahverengi renktedir ve bazen ağrı görülebilir.</p>
<p>Paronişi<br />
Tırnak kıvrımında ağrı şişlik ve kızarıklık şeklinde görülen bir enfeksiyondur. ileri aşamada bu bölümde cerahat gelişir. Travmanın neden olabildiği bir bakteri enfeksiyonudur ve antibiyotiklerle tedavi edilir.</p>
<p>Kronik olgular ise mikrobik olmaktan çok allerjik ve tahriş egzemalarına bağlı olarak gelişir ve tırnak eti ortadan kalkmıştır. Bu kişiler tırnak etlerini koparma alışkanlığına sahiptirler veya ellerin devamlı su ile temasta olduğu bir işte çalışmaktadırlar. Genellikle ikincil olarak mantar enfeksiyonu da eklenmiştir. Tedavide öncelikle su teması engellenmelidir.</p>
<p>Siğiller<br />
Tırnak kenarlarında görülen siğiller, Human Papilloma Virüs&#8217;ün (HPV) yaptığı bir enfeksiyondur. Bu siğillerin tedavileri zordur, genellikle tırnak altına doğru yayılırlar. Bu kişilerde genellikle tırnak yeme alışkanlığı vardır.</p>
<p>Tırnaktaki tümörler</p>
<p>Müköz kist<br />
Müköz kist üst tırnak kıvrımında yumuşak bir şişlik şeklinde görülür, aralıklı olarak jelimsi bir sıvı salgılar, bazen de tırnak altında görülebilir. Tırnakta uzunlamasına bir oluk oluşturabilir. Eğer altında bulunan eklem ilişkili olursa osteoartrite neden olabilir. Tedavisi cerrahi olarak yapılır.</p>
<p>Piyojenik granuloma<br />
Hamilelik, travma ve bazı ilaçların alımı ile gelişen damarlardan oluşan bir tümördür. Hızlı büyür, mavi kırmızı renktedir ve travma ile kolaylıkla kanar. Tedavisi cerrahi olarak yapılır.</p>
<p>Glomus tümör<br />
Tırnak yatağındaki glomus hücrelerinden oluşan damar yapıda bir tümördür. Tırnakta kırmızı- mavi bir alan şeklinde görülür. Ağrı ve ısı değişikliklerine duyarlılık vardır. Sıklıkla ağrıyı gidermek için cerrahi işlem gerekir.</p>
<p>Longitudinal melanonişi<br />
Özellikle esmer kişilerin tırnaklarında boyuna çizgi şeklinde kahverengi renk değişikliği görülebilir. Bu durum tırnak yatağındaki bir benden de kaynaklanabilir. Ayrıca bazı sistemik hastalıklarda, travmaya bağlı olarak, mantar enfeksiyonu ve özellikle melanom dediğimiz cilt kanserinde de bu bulgu görülebilir. Bu rengin tırnak kıvrımına doğru yayılması, özellikle melanom olan olgularda görülür. Bu renk değişikliğini açıklayabilecek bir durum yoksa, tırnak yatağından biyopsi alınmalıdır. Bu bölgedeki cilt kanserinin gidişatı kötüdür.</p>
<p>ilaçlara bağlı tırnak bozuklukları<br />
Bir çok ilaç tırnak bozukluğuna neden olabilir. Kahverengi ve siyah renk değişikliği, lökonişi, kanama alanları, Beau çizgileri, melanonişi, kalınlaşma, yüksük tırnak, mavi-gri, sarı, mor renk değişikliği, paronişi, piyojenik gronülom, gevrek tırnak, onikolisis çeşitli ilaçların alımı ile gelişebilen tırnak değişiklikleridir. Piyojenik granülom dışındaki tırnak bozuklukları ilaç kesilince gerilerler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/tirnak-sorunlari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Banyo ile Detoks</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/banyo-ile-detoks/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/banyo-ile-detoks/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 08:01:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bayanlara Özel]]></category>
		<category><![CDATA[banyo]]></category>
		<category><![CDATA[Banyo ile Detoks]]></category>
		<category><![CDATA[detoks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14092</guid>
		<description><![CDATA[Banyo ile Detoks
kış hastalıklarından korunmanın en etkili yolunun banyo yapmak olduğunu söyledi ve evlerdeki banyoları ilaç gibi kullanmanın yollarını anlattı.. istanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, kışa vücudumuzu hazırlamak için ilginç önerilerde bulundu. Prof. Dr. Karagülle, kışa nasıl bakımlı ve sağlıklı girilebileceğine dair sorularımızı yanıtladı:
Kışın, neden vücudumuz hastalıklara daha açık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Banyo ile Detoks</strong></p>
<p>kış hastalıklarından korunmanın en etkili yolunun banyo yapmak olduğunu söyledi ve evlerdeki banyoları ilaç gibi kullanmanın yollarını anlattı.. istanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, kışa vücudumuzu hazırlamak için ilginç önerilerde bulundu. Prof. Dr. Karagülle, kışa nasıl bakımlı ve sağlıklı girilebileceğine dair sorularımızı yanıtladı:</p>
<p>Kışın, neden vücudumuz hastalıklara daha açık olur?<br />
insan organizması kış aylarında soğuğa adapte olmak için zorlandığından yorulur.<br />
Bu yorgunluk, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Kardiyo vasküler sistem, solunum sistemi ve metabolizma bu uyum sırasında çok fazla yüklenir.<br />
<span id="more-14092"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Soğuk hava, başlı başına bir hastalık nedeni midir?<br />
Donma gibi direkt soğuğa maruz kalmaya bağlı bazı hastalıklar vardır. Ama bunun dışındaki soğuk algınlığı, grip, zatürree gibi hastalıklar direkt soğuk nedeniyle ortaya çıkmaz. Hastalığı yapan soğuk değildir, virüsler ve bakterilerdir. Soğuk havayı solumak, solunum yollarını zedeleyebilir ancak hastalık yapmaz. Yani bilinenin aksine kışın dondurma yemek, soğukta yürümek gibi nedenlerle hastalanılmaz ve grip olunmaz. Hatta soğuk algınlığı bile bu nedenlerden olmaz. Kışın bulunduğumuz mekanları, bol bol havalandırmak gerekir.</p>
<p>Düzenli Saunaya Girin</p>
<p>Kışı hiç hastalanmadan geçirmenin yolları nelerdir?<br />
Vücudun uyumunu sağlamaktır. Ben bunun için hidroterapinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Araştırmalar, hidroterapi uygulayan kişilerin bağışıklık sisteminin güçlendiğini ve böylece daha az hastalandıklarını göstermiştir. Hidroterapi kavramının içine kaplıcalar, hamamlar ya da evde yapacağınız duşlar da girebilir. Ancak bir hafta sonu kaplıcaya girerek, bu etkiyi sağlayamazsınız. 4 hafta süreyle her hafta sonu gitmeniz gerekir. Termal destekten yararlanmak için belli bir zaman dilimi içinde tekrarlanan uyarılar olması gerekir. Hamama ya da saunaya gidilecekse, 2 günde bir ya da n-6 hafta sonu devamlı süreyle gidilmesi gereklidir. Güne başlarken ılık, gün bitiminde de sıcak su ile 20 dakikalık duş; yine vücudun soğuğa karşı uyumunu kolaylaştıracaktır. 35 derecenin altındaki sıcaklıklar uyarıcı, 35 derecenin üzerindekiler termal yani yatıştırıcı etki gösterir.</p>
<p>Kaplıca Çok Etkili</p>
<p>Eve yorgun geldiğimizde, vücudumuzu nasıl bir banyo ile dinlendirebiliriz?<br />
36-38 derecelik banyo suyu sıcaklığında alınan 20 dakikalık bir banyo, kesinlikle ruhsal ve fiziksel bir gevşeme yaratır. Ağrıları azaltır ve yorgunluğun getirdiği laktik asitin dokulardan uzaklaşılmasını sağlar. Uykusuzluk tedavisinde, bu ısıda yapılan bir banyo kullanılabilir. Ancak banyo süresinin 2 katı kadar bir süre mutlaka dinlenmek gerekir. Uyumadan önce 20 dakika süreyle bu ısıda alınacak bir banyonun ardından, n0 dakika dinlendikten sonra yatağa girmek uyumayı kolaylaştırır.</p>
<p>Kaplıca banyosu, ilaç etkisi yaratır mı?<br />
Evet. Hatta kimi zaman ilaçtan çok daha fazla etkilidir. Kaplıca suyunda diğer banyolara ek olarak bulunan mineraller pek çok hastalığın tedavisini sağladığı gibi, insan vücudunun hastalıklara karşı direnç göstermesini de etkiler. Ancak kaplıcanın etkisini görmek için düzenli aralıklarla yararlanmak gerekir. Haftada 3 gün, 6 ya da 9 hafta süreyle bu tedavi uygulanabilir. Ya da 6 hafta süreyle her hafta sonu gibi bir kür programı seçilebilir. Hamam ya da banyo uygulamaları için bir düzen oluşturmak ve bunları belirli aralıklarla uygulamak; en doğru olanıdır.</p>
<p>Sonbahar Hamam Vakti</p>
<p>Hamamlar da, kaplıcalarla benzer etkiyi yapabilir mi?<br />
Şehir hamamları ya da Türk hamamları aslında kaplıca ortamının şehir ortamına taşınması amacıyla ortaya çıkmıştır. Mimari olarak zaten Türk hamamlarıyla kaplıcalar birbirine benzer.</p>
<p>Türkler&#8217;de, akan su kullanma alışkanlığı vardır. Hamamda göbek taşının yerinde, kaplıcada termal havuz bulunur. ikisi de termal uygulamalardır. Kaplıcaya gidemeyenlerin en azından vücutlarını güçlendirmek için hamamlardan yararlanmalarında büyük fayda vardır. Özellikle sonbahar, hamam kürü için ideal bir mevsim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/banyo-ile-detoks/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pürüzsüz Bir Cilt için</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/puruzsuz-bir-cilt-icin/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/puruzsuz-bir-cilt-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 08:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bayanlara Özel]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[pürüzsüz]]></category>
		<category><![CDATA[Pürüzsüz Bir Cilt için]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14090</guid>
		<description><![CDATA[Pürüzsüz Bir Cilt için
iyi bir görünüme sahip olmak için cilt bakımı ve temizliğini düzenli olarak yapmalısınız. Öncelikle cildinizin sağlıklı göründüğüne dikkat etmelisiniz.
Cilt bakım ürünü almadan önce cilt tipinizi öğrenin. Cildinizin kuru, yağlı, normal ya da karma olup olmadığını öğrendikten sonra size uygun bakım ürününü kullanabilirsiniz.
Günde en az 2 kere cilt bakımı yapmaya özen gösterin. ilkinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pürüzsüz Bir Cilt için</strong></p>
<p>iyi bir görünüme sahip olmak için cilt bakımı ve temizliğini düzenli olarak yapmalısınız. Öncelikle cildinizin sağlıklı göründüğüne dikkat etmelisiniz.</p>
<p>Cilt bakım ürünü almadan önce cilt tipinizi öğrenin. Cildinizin kuru, yağlı, normal ya da karma olup olmadığını öğrendikten sonra size uygun bakım ürününü kullanabilirsiniz.</p>
<p>Günde en az 2 kere cilt bakımı yapmaya özen gösterin. ilkinizi sabah ve diğerini yatmadan önce yapabilirsiniz. Zamanla cildinizin arındığını ve daha canlı göründüğünü fark edeceksiniz.<br />
<span id="more-14090"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Cildinizde temizleyici kalıntıları kalmadığından emin olun. iyi bir cilt temizleme ürünü alın, cildinize yavaş bir masajla uygulayın. Kirlerin iyice temizlendiğinden, fazla yağların alındığından emin olun. Daha sonra cildinizi ılık suyla iyice durulayın.</p>
<p>Cilt düzenleyicisi her zaman T bölgesi (alın, burun ve çene) yağlı olan ciltler için gereklidir. Aşırı parlaklığı kontrol edilmesini sağlar.</p>
<p>Ciltte dökülmeler donuk bir görünüme sahip olmanıza neden olabilir. Bir ya da iki haftada bir cilt yüzeyinizdeki ölü hücrelerinizi temizleyin. Titreşimli yumuşak fırçalar ile hassas bir şekilde cildinizi fırçalayın.</p>
<p>Nemlendiriciler cildinizin yumuşak ve genç kalmasını sağlar. Ufak kırışıklıkları ve cildinizin kurumasını önlemek için cildinize uygun nemlendirici kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarından koruyan SPF içeren nemlendiricileri tercih edin.</p>
<p>Vitaminler beslenmenizi düzenleyip size enerji verebilir. Ek olarak cildinizi koruyan yiyeceklerle beslenin. Sade ve ıvır zıvır yiyen biriyseniz cildiniz de bundan doğal olarak etkilenir. Cildinize yararlı meyve ve sebzeleri günlük beslenme listenize ekleyin.</p>
<p>Sağlıklı cilde sahip olmanın en hızlı yolu günlük ihtiyacınız olan suyu içmenizdir. Kafein, gazlı içecek, alkol gibi içecekleri içmeyi bırakın ve su içmeye başlayın. Her zaman yanınızda arabada, çantanızda ya da masanızda 1 şişe su bulundurun. Suyun gücünü küçümsemeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/puruzsuz-bir-cilt-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evde Tırnak Bakımı</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/evde-tirnak-bakimi/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/evde-tirnak-bakimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 06:51:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bayanlara Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Evde Tırnak Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[manikür]]></category>
		<category><![CDATA[pedikür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14088</guid>
		<description><![CDATA[Evde Tırnak Bakımı
Tırnak bakımı yapmak için en uygun zaman banyo sonrasıdır. Banyonun ardından cilt daha yumuşak, tırnaklar ise daha esnek hale gelir. Bu nedenle yapılacak tüm işlemler daha da kolaylaşır ve tertemiz tırnaklara sahip olursunuz.
Manikür
Önce tırnaklarınızdaki ojelerinizi çıkartın ve tırnak diplerinize krem sürün.
Elinizi yakmayacak sıcaklıktaki suya yarım limon sıkın ve gliserinli sıvı sabun ekleyip 2-3 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evde Tırnak Bakımı</strong></p>
<p>Tırnak bakımı yapmak için en uygun zaman banyo sonrasıdır. Banyonun ardından cilt daha yumuşak, tırnaklar ise daha esnek hale gelir. Bu nedenle yapılacak tüm işlemler daha da kolaylaşır ve tertemiz tırnaklara sahip olursunuz.</p>
<p>Manikür<br />
Önce tırnaklarınızdaki ojelerinizi çıkartın ve tırnak diplerinize krem sürün.<br />
Elinizi yakmayacak sıcaklıktaki suya yarım limon sıkın ve gliserinli sıvı sabun ekleyip 2-3 dakika bir elinizi suda bekletin.<br />
Daha sonra suya batırdığınız elinizin tırnak dibindeki etleri geri itin.<br />
Açığa çıkan ölü deriyi manikür makası yardımıyla alın ve daha sonra aynı işlemi diğer elinize uygulayın<br />
Tırnaklarınızı törpüleyin ve el kremi ile elinize ve tırnaklarınıza masaj yapın<br />
Ojenizi sürün.<br />
<span id="more-14088"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Pedikür<br />
Ayaklarınızı on dakika kadar ılık su ile doldurulmuş ve bir kaşık tuz atılmış kabın içinde bekletin. Daha sonra ayaklarınızı sudan çıkartarak durulayın. Topuklar gibi ölü deri yüzünden kalınlaşmış bölgeleri ponza taşıyla ovun. Tahrişlere yol açmamak için cildin hassas olduğu yerleri ovmaktan kaçının.<br />
Şimdi sıra etlerinizde; küçük bir tahta çubukla iyice yumuşamış olan etleri içeri doğru itin. Bu yöntemin tırnak etlerini kesmeye kıyasla hem çok daha kolay ham de daha risksiz olduğunu unutmayın. Sadece tırnakların, özellikle de baş parmak tırnaklarının kenarlarında bulunan ölü derilerin ucunu kesebilirsiniz, çünkü bunlar bazen geriye itilemeyecek kadar serttir.<br />
Bundan sonra yapılacak son iş tırnakları kesmek. Bu işlemde en fazla dikkat etmeniz gereken nokta tırnakların yanlarını çok derin kesmemek ve küt bırakmamak. içeri doğru fazla kesilerek oyulan tırnak kenarları ileride batık tırnak oluşmasına yol açabilir ki bu da son derece can sıkıcı, acı verici bir durumdur.<br />
Şimdi tırnaklarınızı törpülemeye başlayabilirsiniz ama metal bir törpüyle değil! Son zamanlarda çıkan kalın karton törpüler bu iş için çok daha uygun, çünkü tırnakları kırmıyorlar. Törpüledikten sonra ayaklarınızı tekrar durulayın ve kurulayın.<br />
Artık sıra işin en zevkli kısmı olan ojeyle pedikür işlemini tamamlayabilirsiniz. Yalnız bu işleme başlamadan önce parmaklarınızı bir parça pamuk yardımıyla ayırın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/evde-tirnak-bakimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek gibi cilt için</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/bebek-gibi-cilt-icin/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/bebek-gibi-cilt-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 06:49:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bayanlara Özel]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek gibi cilt için]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14086</guid>
		<description><![CDATA[Bebek gibi cilt için
Kadifemsi bir dokunuş ve bebek gibi cilde sahip olmak için kendinize özel 15 dakika ayırmanız yeterli! Mutfağınızdaki malzemelerle kolayca hazırlayıp kullanabileceğiniz cilt bakım maskeleri cildinizi besleyip kendini yenilemesine yardımcı olacak&#8230;
Cilt Bakımı
Kuru Ciltler için,
Yumurta sarısı ve sütle hazırlanan cilt bakım maskesi; kuru ciltleri nemlendirir ve doğal bir yumuşaklık kazandırır. Haftada 1 kez uygulayabileceğiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebek gibi cilt için</strong></p>
<p>Kadifemsi bir dokunuş ve bebek gibi cilde sahip olmak için kendinize özel 15 dakika ayırmanız yeterli! Mutfağınızdaki malzemelerle kolayca hazırlayıp kullanabileceğiniz cilt bakım maskeleri cildinizi besleyip kendini yenilemesine yardımcı olacak&#8230;</p>
<p>Cilt Bakımı<br />
Kuru Ciltler için,</p>
<p>Yumurta sarısı ve sütle hazırlanan cilt bakım maskesi; kuru ciltleri nemlendirir ve doğal bir yumuşaklık kazandırır. Haftada 1 kez uygulayabileceğiniz cilt maskesi; cildinizi besleyip yenilenmesine yardımcı olacaktır.<br />
<span id="more-14086"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Malzemeler,<br />
1 adet yumurta sarısı<br />
1 yemek kaşığı süt<br />
Hazırlanışı ve Uygulaması,</p>
<p>Cam bir kâsede süt ve yumurta sarısını karıştırın.<br />
Karışımı yüz ve boyun bölgenize sürün.<br />
Maskeyi 15 dakika bekletin.<br />
Sürenin sonunda sırasıyla ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.<br />
Yumuşak bir havluyla yuvarlak hareketlerle kurulayın.<br />
Yağlı ve Karma Ciltler için,</p>
<p>Bal, süt ve limon suyu ile hazırlanan yağlı ve karma ciltlere özel bakım maskesi; cildi derinlemesine temizler, hücrelerin yenilenmesini sağlar ve ciltteki yağ oranını dengeler. Yağlı ve karma ciltler için bakım maskesini 2 haftada 1 kez uygulayabilirsiniz.</p>
<p>Malzemeler,<br />
1 yemek kaşığı bal<br />
1 yemek kaşığı limon suyu<br />
Yarım yemek kaşığı yağsız süt</p>
<p>Hazırlanışı ve Uygulaması,<br />
Cam bir kâsede bal, limon suyu ve sütü karıştırın.<br />
Yüz ve boyun bölgesine karışımı uygulayın.<br />
Maske; cildinizde hafif kuruyana kadar bekletin.<br />
Cildinizi arındırmak için önce ılık ardından soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.<br />
Yumuşak bir havluyla yuvarlak hareketlerle kurulayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/bebek-gibi-cilt-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne sütünün önemi</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/anne-sutunun-onemi/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/anne-sutunun-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 06:46:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[Anne sütünün önemi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14084</guid>
		<description><![CDATA[Anne sütünün önemi
Gebelik süreci boyunca annenin memeleri, doğacak bebek için dünyadaki en uygun sütü üretecek ve kullanmaya hazırlayacak bir fabrika haline gelir. Meme başının etrafındaki deriden yağlı bir madde salgılanır. Bu doğal madde, emziren annenin meme ucunu çatlaklara karşı korur.Doğum ve annelik her ayrıntısıyla bir mucizedir aslında.
Memede süt üreten hücre kümeleri vardır. Hücrelerden toplayıcı kanallara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anne sütünün önemi</strong></p>
<p>Gebelik süreci boyunca annenin memeleri, doğacak bebek için dünyadaki en uygun sütü üretecek ve kullanmaya hazırlayacak bir fabrika haline gelir. Meme başının etrafındaki deriden yağlı bir madde salgılanır. Bu doğal madde, emziren annenin meme ucunu çatlaklara karşı korur.Doğum ve annelik her ayrıntısıyla bir mucizedir aslında.</p>
<p>Memede süt üreten hücre kümeleri vardır. Hücrelerden toplayıcı kanallara taşınan süt meme ucuna yakın süt havuzuna gelir. Meme ucunda kanallar daralarak birleşir. Süt meme ucundaki deliklerden dışarıya akar.Memedeki süt yapımını sağlayan madde annenin beyninden salgılanan prolaktin adlı bir hormondur. Prolaktin salgısı doğumdan sonra bazı annelerde hemen bazılarında dört gün içinde artmaya başlar.Kan damarları, memede süt yapımı için gereken maddeleri süt hücrelerine taşır. Prolaktin etkisiyle memeler sütle dolar. Bu sürede memede kan damarları daha çok kan taşır ve memeler sıcak ve sert olur.<br />
<span id="more-14084"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Süt nasıl akar<br />
ilk sütün rengi sarımtıraktır. Olgun süt ise beyaz ve inek sütünden daha sulu görünümdedir. Bebek büyüdükçe anne sütünün rengi değişir. Süt yapılır yapılmaz memeden dışarı salınmaz, sütün akması için bebeğin emmesi gerekir. Bebeğin etkin emmesi için memeye iyi yerleştirilmesi ve memeyi iyi kavraması çok önemlidir. Bebek emerken, meme başındaki sinirlerden başka uyarılar da çıkar ve bu uyarılarla annenin beyninin başka bir bölümünden oksitosin adlı bir diğer hormon salgılanır.Oksitosin süt adacıklarının etrafındaki küçük kasları etkiler. Bu etki ile kaslar kasılır ve süt, süt adacıklarından meme başındaki kanallara taşınır. Bebeğin emmesi ile meme ucunda bulunan 10-15 delikten süt dışarıya akar. Her iki meme aynı anda çalışır. Bebek bir memeden emerken, diğer memeden süt damlayabilir.Bebek emmeye başladığında, ilk önce meme başının hemen arkasında bulunan süt havuzundaki birikmiş sütü alır. Bu süt hemen tükenir. Süt akımının devamı için oksitosin salgısının uyarılması gereklidir.Memede süt yapımı ve yapılan sütün meme ucuna ulaşması bebeğin her iki hormonun yapımını uyaracak kadar kuvvetli ve etkin emmesi ile gerçekleşir. Bunun için bebeğin sık aralıklarla memeye yerleştirilmesi ve bebeğin de meme başını iyice kavraması gerekir.</p>
<p>Nasıl yerleştirilmeli<br />
ilk günlerde bebeği yatarak emzirmek anne için daha rahat olabilir. Bu durumda bebek yan yatmış olan anneye dönük yatırılır. Anne serbest kolu ve eliyle bebeği memesine yaklaştırabilir. Annenin ve bebeğin arkasının birer yastıkla desteklenmesi bebeğin yerleşmesine yardımcı olur. Eğer anne oturarak emziriyorsa, dik oturmalı veya hafifçe eğilmeli ancak kucağı düz olmalı. Bebek ağzını iyice açarak ve dilini hareket ettirerek emer. Bebeğinizi yavaşça memeye yaklaştırın, ağzını meme başına dokundurun. Emzirmenin başlangıcında anne meme ucunda acı hissedebilir. Ancak emzirme boyunca meme ucunun acıması bebeğin memeyi doğru kavramadığını gösterir. Meme ucunda acı duyulmasının nedeni, bebeğin dilini meme yerine meme ucuna karşı hareket ettirmesidir.Ağız yeterince açılmamışsa, dil meme ucuna sürtünerek zedelenmesine yol açacaktır. Bebek emdikten sonra doymuş görünmüyorsa sorun var demektir.</p>
<p>Bebek nasıl emer<br />
Eğer bebek memede uygun biçimde tutulmuyorsa iyi ememez ve annenin meme başları zedelenip acıyabilir. Bebeğin iyi emmesi için ağzıyla yalnız meme ucunu değil, etrafındaki kahverengi alanı da kavraması gerekir. Bebek emmeye yaklaştırılırken, ağız mümkün olduğunca açık olmalı ve çene memeye dayanmalı. Bebeğin ağzını iyiceaçması için meme ucu bebeğin alt ve üst dudaklarına değdirmeli.Eğer bebek memeyi doğru olarak kavramışsa her emme işlemi sırasında çenesinin, bazen de kulaklarının hareket ettiği görülür. Bebek sürekli emmez. Kuvvetli emme hareketlerinden sonra kısa dinlenme aralıkları olur.</p>
<p>Emzirme pozisyonları</p>
<p>Klasik beşik tutuşu<br />
Bu pozisyonda sırtınızı destekleyen rahat bir koltuğa oturun. Memenizi elinizle C şeklinde tutarak destekleyin. Bebeğinizin yüzü, karnı ve dizlerini size dönük biçimde midenize dayayın. Bebeğinizin başı dirseğinizin çukur kısmında bulunmalı. Kolunuzun yorulmaması için gerekirse yastıkla destekleyin.</p>
<p>Futbol tutuşu<br />
Bebeğinizin bacaklarını koltuğunuzun altından sarkıtın. Bebeğinizin başını elinizle destekleyin, gerekirse elinizin altına bir yastık koyun. Bu tutuş memenizin kontrolü ve bebeğinizin emişi açısından kolaydır. ikiz bebeği olan anneler için idealdir.</p>
<p>Çapraz beşik tutuşu<br />
Bebeğinizi, emzireceğiniz memenin aksi tarafındaki kolunuzun içine yatırın. Bebeğinizin vücudu size dönük ve meme hizasında olmalı. Bu şekilde bebeğinizin başını daha rahat kontrol edersiniz.</p>
<p>Yatarak emzirme<br />
Hafif yan yatar biçimde sırtınızı ve omzunuzu bir yastıkla destekleyin. Kolunuzu bebeğinizin başının arkasından geçirerek onun vücudunu, diğer elinizle de memenizi destekleyin. Bebeğinizin sırtına bir yastık koyun, ağzı meme ucuna gelecek şekilde yanınıza yatırın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/anne-sutunun-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Parmak Emme Alışkanlığı</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-parmak-emme-aliskanligi/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-parmak-emme-aliskanligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 06:44:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Parmak Emme Alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[emme]]></category>
		<category><![CDATA[parmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14082</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerde Parmak Emme Alışkanlığı
Bebeklerin özellikle uyudukları süreçlerde parmaklarını emdiğini görmüş veya biliyorsunuzdur. Bu masum hareketin çocuklarda alışkanlık olmaması önemli bir noktadır. Aksi takdirde yaşı ilerlese de uykusu sırasında parmağını emiyor olduğunu görebilirsiniz.
Peki, bebeklerin bu alışkanlıklarını nasıl sağlıklı bir şekilde çözüme bağlarız
Bu konuda uzman tavsiyelerine yer vermeden önce bilmeniz gereken son bilgi ise, bebeğinizin çoğunlukla meme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebeklerde Parmak Emme Alışkanlığı</strong></p>
<p>Bebeklerin özellikle uyudukları süreçlerde parmaklarını emdiğini görmüş veya biliyorsunuzdur. Bu masum hareketin çocuklarda alışkanlık olmaması önemli bir noktadır. Aksi takdirde yaşı ilerlese de uykusu sırasında parmağını emiyor olduğunu görebilirsiniz.</p>
<p>Peki, bebeklerin bu alışkanlıklarını nasıl sağlıklı bir şekilde çözüme bağlarız<br />
Bu konuda uzman tavsiyelerine yer vermeden önce bilmeniz gereken son bilgi ise, bebeğinizin çoğunlukla meme emme sırasında memeyi tutmak için kullandığı parmaklarını emiyor olmasıdır. Yani aslında uykusunda anne kucağındaki huzuru parmağını emerek tamamlıyor.<br />
<span id="more-14082"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Vazgeçirme tavsiyeleri;<br />
Uyumadan önce yanında bulunmasından mutluluk duyacağı bir oyuncağını ona verin. Böylelikle aradığı huzurlu ve rahat uykuya sevdiği bu oyuncak ile sahip olabilir.<br />
Bebeklikten çıktığı yaşlara gelen çocukların bu alışkanlığından vazgeçirmek için asla başkalarının karşısında utandırmayın. Bu başından sonuna yanlış bir yöntem olur.<br />
Yine bebeklikten çıktığı yaşlarda, ona bu alışkanlığının sağlıklı olmadığını ve kişilik gelişiminde büyük yer edineceğini net bir dille anlatın. Elbette birebir olarak&#8230;<br />
Bu alışkanlığın bırakılmasını kendiniz ve çocuğunuz arasında geçen bir mücadele olarak görmeyin.<br />
Bırakmaya yönelik sarf ettiği olumlu gelişmeler için güzel sözle söyleyerek güvenini tazeleyin.</p>
<p>işte bu yöntemler ile bebeklik döneminde yaşanması ve sonrasında alışkanlık olarak benimsenmesi mümkün olan parmak emme alışkanlığını ortadan kaldırabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-parmak-emme-aliskanligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Cilt Rahatsızlıkları</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-cilt-rahatsizliklari/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-cilt-rahatsizliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 08:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Cilt Rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[cilt rahatsızlıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14080</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerde Cilt Rahatsızlıkları
Bebeklerde oluşan cilt rahatsızlıklarının tedavi gerektirip gerektirmediğini anlamak, erken müdahale açısından son derece ehemmiyet taşıyor.
Uzmanların verdiği bilgilere göre, yeni doğan bir bebeğin cildi normalde losyon ve krem kullanımını gerektirmiyor. Gereksiz yere ve bilinçsizce kullanılan yağlı kremler, sivilce oluşumuna ve cildin pürüzsüzlüğünü kaybetmesine neden oluyor. Bebeğin cildi kuru ise günde 2 kez bebek losyonu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebeklerde Cilt Rahatsızlıkları</strong></p>
<p>Bebeklerde oluşan cilt rahatsızlıklarının tedavi gerektirip gerektirmediğini anlamak, erken müdahale açısından son derece ehemmiyet taşıyor.</p>
<p>Uzmanların verdiği bilgilere göre, yeni doğan bir bebeğin cildi normalde losyon ve krem kullanımını gerektirmiyor. Gereksiz yere ve bilinçsizce kullanılan yağlı kremler, sivilce oluşumuna ve cildin pürüzsüzlüğünü kaybetmesine neden oluyor. Bebeğin cildi kuru ise günde 2 kez bebek losyonu sürmek yeterli oluyor.</p>
<p>Yeni doğan bebeklerde sık rastlanan; ancak bir süre sonra kendiliğinden yok olan döküntülerle tedavi gerektiren cilt hastalıkları hakkında bilgi sahibi olmak, bunları birbirlerinden ayırmak, erken müdahale açısından son derece önem taşıyor. Yeni doğan bebeklerde görünüşleri birbirinden farklı, değişik tipte döküntüler olabiliyor. Bebeklerde sık rastlanabilen döküntüler şunlar:Süt Döküntüsü (Milia) : Yeni doğan bebeğin burnunda ya da alnında görülebilen, beyaz veya sarımtırak noktacıklardır, bazen çenede de görülebilirler. Aslında sütle hiçbir ilgisi olmayan bu minik sivilcemsi noktacıklar, cilt gözeneklerinin, ciltte bulunan ve keratin adı verilen bir maddeyle tıkanması sonucu ortaya çıkar. Bebeğin cildi dış ortama alışınca, bu noktacıklar da kendiliğinden birkaç hafta içinde kaybolur. Dolayısıyla herhangi bir tedaviye gerek yoktur. Gözenekleri açmaya sakın çalışmayın. Cildi tahriş edip, mikrop kapmasına yol açabilirsiniz.<br />
<span id="more-14080"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Sıcak Döküntüsü/Ter Bezleri iltihabı (Miliaria)<br />
Hafif kabartılar halinde, kırmızı renkli, sivilce görünümünde döküntülerdir. Hatta sarımsı sivilce başı gibi görüntüleri bile olabilir. Bu döküntüler, bebeğin yüzünde veya vücudunun giysiyle kaplı tutulan yerlerinde görülebilirler. Bebeğin fazla sıcak tutulması nedeniyle ortaya çıkarlar. Ter bezlerinden ter atılamadığı için ortaya çıkan bu döküntüler de kendiliklerinden kaybolurlar. Bebeği aşırı giydirmemek, daha serin ortamda bulundurmak ve cildini kuru, temiz tutmak dışında bir tedaviye gerek yoktur.</p>
<p>Bebeklik Sivilceleri<br />
Görüntüleri, yetişkinlerde görülen akneler gibidir. Bebeklerin doğum öncesi annelerinden aldıkları hormonların etkisiyle oluşurlar. Birkaç hafta içinde kendiliklerinden geçecekleri için hiçbir tedaviye gerek yoktur, cildi temiz tutmak yeterlidir.</p>
<p>Toksik Erime<br />
Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Ciltte, güneş yanığı gibi kızarıklıkla çevrelenmiş kesecikler veya kabartılar halinde görülen bir döküntüdür. Tek tek, dağınık halde veya gruplar halinde olabilir. Yaşamın ilk haftalarında görülen bu problem, kendiliğinden kaybolur ve tedavi gerektirmez.</p>
<p>Dudaklarda görülen minik kabartılar<br />
Emme hareketi nedeniyle bebeğin hassas dudak derisinde görülebilirler. Bu kabartılar da dudak güçlendikçe kendiliklerinden geçerler.</p>
<p>Yanaklarda Görülen Döküntüler<br />
Egzamalı bebeklerde daha sık görülmekle birlikte, bazı bebeklerin yanaklarında görülen bir döküntü türüdür. Yanaklarda cilt, kırmızı renkli ve oldukça kurumuş görülür. Genellikle, ıslak kalan cildin gösterdiği reaksiyondur. Örneğin uyurken ağzından akan salyanın yastığı ıslatması nedeniyle, bebeğin yanağı sürekli bu ıslaklıkla temas halinde olabilir. Bu döküntüyü önlemek için, bebeğin cildi özel temizleyici losyonlarla silinerek temizlenmeli ve nemlendiriciler kullanılarak yumuşak tutulmalıdır.</p>
<p>Doğum Lekeleri<br />
Doğum lekeleri de oldukça yaygındır. Çoğu, doğum sırasında bebeğin maruz kaldığı basınç nedeniyle ortaya çıkar ve kısa bir süre sonra kendiliğinden kaybolur. Bazıları ise daha uzun süre kalabilir veya önemli bir problemin belirtisi olabilir. Böyle bir durumda doktorunuza başvurmanız gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-cilt-rahatsizliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde ishal</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-ishal/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-ishal/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 08:06:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde ishal]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14078</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerde ishal
ishal, dışkılama sayısındaki ve miktarındaki ani artış olarak tanımlanır. ishalin en büyük tehlikesi vücudun normalden fazla sıvı kaybına bağlı olarak kurumasıdır. Bu durum, dil ve ağız içinin kuruması, az işeme, ya da koyu ve kıvamlı idrar yapma gibi işaretlerle kendini gösterebilir. ishal tedavisinin esas amacı vücudun sıvı kaybını önlemektir.
Neden olur
ishalin en sık nedeni el-ağız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebeklerde ishal</strong></p>
<p>ishal, dışkılama sayısındaki ve miktarındaki ani artış olarak tanımlanır. ishalin en büyük tehlikesi vücudun normalden fazla sıvı kaybına bağlı olarak kurumasıdır. Bu durum, dil ve ağız içinin kuruması, az işeme, ya da koyu ve kıvamlı idrar yapma gibi işaretlerle kendini gösterebilir. ishal tedavisinin esas amacı vücudun sıvı kaybını önlemektir.</p>
<p>Neden olur<br />
ishalin en sık nedeni el-ağız yoluyla bulaşan mikroplardır. Virüslar, en sık rastlanan nedenlerdir. Bazen bakteri ve parazitler de, ishale yol açabilir. Ender olarak besin allerjisi ve fazla meyva suyu içmek de ishal nedenidir. Eğer çocuğunuzun, 1 günde, 1-2 defa dışkılaması varsa, bu, muhtemelen çocuğunuzun alışık olmadığı bir şey yemesine bağlıdır. Ayrıca, 2 günden uzun süren sıvı ağırlıklı beslenme de sulu dışkılamaya neden olabilir.<br />
<span id="more-14078"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Nasıl seyreder<br />
ishal, bir kaç günden haftaya dek sürebilir. Çocuğunuzun ishal ile kaybettiği sıvıyı yerine koyması için yeterli miktarda sıvı alması gerekmektedir. Dışkının hemen katıya dönmesini beklemeyin.</p>
<p>Evde neler yapmalı<br />
ishalin ana tedavisi, sıvı alımının artırılması ve diyet değişikliğidir. Uygun diyet tedavisi ishalin ağırlığına ve çocuğunuzun yaşına bağlı olarak değişmektedir. Çocuğunuz günde 4 kezden fazla sulu dışkılama yapmadan diyetini değiştirmeyin.<br />
Mama ile beslenen 1 yaş çocuklar; sulu ve sık ishal olduğunda; mamaları, laktoz içermeyen sindirimi kolay mamalarla değiştirilebilir. Bunu doktorunuza danışın. Su yerine, dengeli elektrolit solüsyonu olarak bilinen ve eczanede satılan sıvılardan doktorunuzun önerisiyle faydalanabilirsiniz.<br />
Eğer çocuğunuzun ağır derecede ishali varsa ve koyu renkli, az miktarda idrar yapıyorsa, kilosu başına en az 10ml olacak şekilde bu solüsyonlardan içebilir. Sıvı miktarını hiç bir zaman kısıtlamayın.<br />
Normal mamaya dönerken doktorunuzun önerilerine uyun.<br />
2 yaşından büyük çocuklar (sık ve sulu ishali olduğunda); sofra yemekleri yiyebildikleri için mamayla beslenmeleri gerekmez. Pirinç, ekmek, kraker, havuç, patates, muz, elma püresi, kızarmış ekmek gibi besinler bu durumda uygundur. Tuzlu krakerler çocuğunuzun ihtiyacı olan tuz miktarını karşılamasına yardım eder. Sıvı kaybı varsa, doktorunuzun önereceği oral elektrolit ve şeker solüsyonlarını verebilirsiniz. ikinci günde, süt ve su verebilirsiniz. Meyva suları ishali arttırabilir.<br />
Dikkat: Çocuğunuz katı besinleri reddediyorsa ona süt verin.<br />
Anne sütü alan çocuklar (sık sulu ishali olduğunda); Hayatının ilk 3 haftasında anne sütü alan bebeğin, her beslendikten sonra normalde bir dışkılaması olur. Bazen dışkı rengi yeşil, kıvamı sulu olabilir. Dışkıda sümük, kan veya kötü koku duyulana dek normal normal sayılmalıdır.Bebeğinizin dışkılama sayısı artarsa, muhtemelen ishali vardır. Bebeğiniz emmeye isteksiz, hasta görünümlü ve ateşli olabilir. Unutmayın ki; anne diyetindeki kola, kahve ve bitkisel çaylar bağırsak hareketlerini arttırabilir .<br />
Bebek ishal olursa, daha sık aralarla emzirin. Formül mamayla beslenen bebeklere katı gıdalar ekleyin. Ağır ishalde (sulu ve sık), bebeğinizin idrarı azalmış ise bebeğiniz fazla yorgunsa ve damar yolundan sıvı gereksinimi olabilir.<br />
Bebeğinizin altı, ishale bağlı olarak tahriş olabilir. Bunu önlemek için, her ishal dışkısından sonra altını yıkayın ve koruyucu bir krem sürün. Bu bakım özellikle geceleri gereklidir.<br />
Bebeğinizin altını sık sık değiştirmek de faydalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-ishal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde otizm</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-otizm/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-otizm/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 08:05:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14076</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerde otizm
Belirtiler:
Kendi dünyasında yaşıyor görünür,
insanlara ve çevredeki detaylara garip reaksiyonlar verir,
iletişim kurması zayıftır,
Sarılıp kucaklaşmaz, hatta dokunulmaktan nefret eder,
Esasında ilişkiye tamamen kapalıdır.
Bebeklikte otizm (son zamanlarda, yayılmış gelişme bozukluğu da denilmektedir) çocukluk döneminin en ciddi akıl hastalıklarından biridir.Bu çocuk, insanlara karşı son derece reaksiyonsuzdur. iletişim kurması çok zayıftır, sarılıp kucaklaşmaz ve hatta fiziki temastan nefret eder. Istırap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebeklerde otizm</strong></p>
<p>Belirtiler:<br />
Kendi dünyasında yaşıyor görünür,<br />
insanlara ve çevredeki detaylara garip reaksiyonlar verir,<br />
iletişim kurması zayıftır,<br />
Sarılıp kucaklaşmaz, hatta dokunulmaktan nefret eder,<br />
Esasında ilişkiye tamamen kapalıdır.</p>
<p>Bebeklikte otizm (son zamanlarda, yayılmış gelişme bozukluğu da denilmektedir) çocukluk döneminin en ciddi akıl hastalıklarından biridir.Bu çocuk, insanlara karşı son derece reaksiyonsuzdur. iletişim kurması çok zayıftır, sarılıp kucaklaşmaz ve hatta fiziki temastan nefret eder. Istırap çektiği zaman rahatlamaya çalışmaz ve normal olarak yetişkinleri taklit etmez (örneğin başbaş yapmaz) ve hiçbir sosyal ilişkiye girmez.<br />
<span id="more-14076"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span><br />
Ergenlik dönemi, çocuğun fiziksel ve duygusal yapısında patırtılı değişikliklerin olduğu devredir. Birçok dikkatli izleyici, ergenlik dönemine &#8220;yetişkin vücudunda bir çocuk&#8221; demiştir. Gencin kendi görünüşünü anlaşılmaz biçimde eleştirmesi &#8220;Burnumdan nefret ediyorum&#8221;, &#8220;Bu pantolon beni şişman göstermiyor mu?&#8221;, bu devrede görülen klasik durumlardır. Aşağı yukarı bütün gençler, görünüşlerinde hoşlarına gitmeyen bir şey bulurlar. Bu sözler, genellikle görünümlerinden endişe duydukları içindir. Bu çocuk stereotipik vücut hareketleri yapar (el şaklatmak veya kıvırmak, dönmek, başını eğmek); cisimlerin bazı parçalarına hayran kalır. Örneğin, oyuncak arabaların tekerleklerini döndürmeye); çevresindeki en ufak bir değişiklik bile onu allak bullak eder, (eşyaların veya ufak tefek süslerin yerinden oynaması) ve alışılmış düzenin devamında mantıksızca ısrar eder.</p>
<p>Otizm genellikle çocuk 30 aylık olmadan ortaya çıkar. Çocuk ekseriyetle konuşmaz veya sadece diğerlerinin çıkardığı sesleri taklit eder. Cisimlerin isimlerini söylemekte zorlanır ve garip yüz hareketleri ve el hareketleri yapar. Nadiren otistik çocuğun olağanüstü bir yeteneği görülebilir. Bu durum yetişkindeki &#8220;aptal dahi&#8221; durumuna benzer. Bu bozukluğun nasıl geliştiğini bilmiyoruz, ancak annenin kızamıkçık, Fenilketonüri, beyin iltihabı veya menenjit olması, bebeği bu bozukluğa önceden hazırlayabilir. Bu hastalık, otistik çocukların akrabalarında genel nüfusta olduğundan 50 kat daha çok görülür. Kızlarla erkekler karşılaştırıldığında, erkek çocuklarda, kız çocuklara nazaran 34 defa daha sık rastlanır.</p>
<p>Tedavi<br />
Bu hastalığın tedavisi çok zordur. En etkili tedavi biçimi, özel eğitimin, davranışla ilgili terapinin ve ilacın hep beraber bir bütün olarak uygulanmasıdır. Birçok otistik çocuk, normalden düşük zekâ seviyesinde faaliyet gösterir. Diğerlerinin ise okul derslerinde parlak zekâları vardır, fakat cemiyete uyum sağlamada önemli sorunları olduğu görülür. Bu çocukların hepsi ciddi biçimde kapasitesiz değildir. Bazılarının hastalığı hafiftir ve sosyal yönden garip olabilirler, fakat okulda başarılıdırlar ve sonunda iş hayatında kazançlı olarak çalışırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/bebeklerde-otizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otistik Bozukluk</title>
		<link>http://www.yararlibilgiler.net/otistik-bozukluk/</link>
		<comments>http://www.yararlibilgiler.net/otistik-bozukluk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 08:38:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Otistik Bozukluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yararlibilgiler.net/?p=14074</guid>
		<description><![CDATA[Otistik Bozukluk
Otistik bozukluk genel olarak hayatın ilk 36 ayında bazı belirtiler vererek yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Normalde bebeklerin gelişim dönemleri içerisinde bebeklerin anne veya diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim şekli önemlidir.
Bebek ilk doğuduğu andan itibaren etrafı ile iletişim ve etkileşime girmek ister . Bu iletişim ve etkileşim  göz ile nesneleri ve insanları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Otistik Bozukluk</strong></p>
<p>Otistik bozukluk genel olarak hayatın ilk 36 ayında bazı belirtiler vererek yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Normalde bebeklerin gelişim dönemleri içerisinde bebeklerin anne veya diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim şekli önemlidir.</p>
<p>Bebek ilk doğuduğu andan itibaren etrafı ile iletişim ve etkileşime girmek ister . Bu iletişim ve etkileşim  göz ile nesneleri ve insanları takip ederek , agulama ile sinyal vererek  , karşısındakine gülümsemede bulunarak , göz kontağı kurarak   olabilir. Otistik bozukluğun başlangıcı ilk 36 ayda  belli bir normal gelişim dönemi olduktan sonra olmakla beraber doğumdan itibaren bazı belirtiler ile birlikte de görülebilir. Otistik bozukluğu olan çocuklarda üç temel belirti vardır. Bunlardan birincisi iletişim alanındadır. Yani konuşma , jest ve mimikler vb araçlar ile etraf ile iletişimin olmaması veya çok kısıtlı ve sınırlı olmasıdır. Aileler çoğunlukla çocuklarını &#8221;konuşmuyor&#8221; diye Kulak burun boğaz hekimine veya Çocuk  hastalıkları hekimine götürürler. Daha sonrada orada yapılan tetkiklerin normal çıkması ile Çocuk Psikiyatristlerine gelirler. ikinci bozulan alan ise çevre ve diğer insanlar ile  etkileşim alanıdır. <span id="more-14074"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3173966614194377";
/* anasayfa 728x90 */
google_ad_slot = "2560678732";
google_ad_width = 728;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Yani çocuk başkaları ile duygularını , başarılarını , sevinçlerini paylaşmaz ve etrafındaki insanlar ile herhangi bir karşılıklı etkileşime girmek istemez , zaten otizmin kelime anlamına uygun olarak  &#8221; kendi halinde , kendi kabuğunda &#8221; davranır. insanların duygusal değişiklikleri ve sinyalleri onları etkilemez veya çok sınırlı olarak etkileşim görülür. Yaşıtlarının yanına gitmez onlar ile ilgilenmezler .Üçüncü temel bozulma alanı ise ısrarla tekrarlayan davranışlar ( dönme ,sallanma , zıplama vb.) ve çok sınırlı olan ilgi alanıdır. Bu durumdaki bir çocuk çamaşır makinasının dönen merdanesi karşısında saatlerce oturup bakabilir veya bir arabanın tekerleğini saatlerce çevirebilir veya bir eşyanın parçası ile saatlerce oturup uğraşabilir.</p>
<p>Ek olarak ayak ucunda yürüme , yandan bakış , ağrıya dayanıklılık, yemek konusunda gıda seçimi vb belirtiler ile otistik çocuk diğer çocuklarıdan kolaylıkla ayırt edilir. Otizmin temel tedavisi eğitim olmakla birlikte erken tanı ve başka sorunların eşlik edip etmediği önemlidir. Önemli olan anne babaların bu konuda uyanık olarak erken tanı ve tedavi açısından bilgili olmalarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yararlibilgiler.net/otistik-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
